19 Temmuz 2026 Pazar

Salat ve Salatı ikame Etmek

Salat Konusunda Yıllara Dayanan Süreçte Oluşan Yazılar

1.Yazı
Peygambere salat etmek salavat getirmek midir?

Peygambere salat etmek demek getirdiği mesaja yani Kur'an'a sımsıkı tutunmak o Kur'an'ı hayatın rehberi edinmek o peygamberi bu rahmetin tebliğcisi olması bakımından rahmetle anmak demektir. Allah resulu ile aynı dönemde yaşayanlar için bu salat o peygamberin yanında yer almayı, tebliği olan vahyi dikkate almayı, canıyla malıyla o peygambere sahip çıkmayı içeren bir ifadedir bir uygulamadır bir buyruktur.
Konuyu doğru anlayabilmek için Allah'ın ve peygamberin salatıyla ilgili ayetleri bir bütünlük içersinde okuyalım.
İlgili ayetleri birlikte okuyalım
1
Tevbe 102-Güzel davranışları da diğer kötülükleri de yapmış bulunan, günahlarını itiraf etmiş ötekilerin ise umulur ki Allah tövbelerini kabul eder. Doğrusu Allah mağfiret edici ve iyilikle muamele edicidir.
103-Onların mallarından kendilerini temizleyecek ve böylece arınmalarını sağlayacak bir sadaka al. Onlara salat et (yönel, iletişim kur, merhametle muamele eyle, destek ol, ilişkini kesme).
Doğrusu senin yönelişin onlara sükûnettir. Elbet Allah hakkıyla işiten ve hakkıyla bilendir.
104-Bilmiyorlar mı ki Allah (tövbe etmiş olmalarını doğrulayan) sadakaları almak suretiyle kullarının tövbesini kabul eder. Elbet Allah tövbeleri kabul eden ve iyilikle muamele edendir.
……………………..
2
Ahzab 40-Muhammed, erkeklerinizden hiç birinin babası değildir; lakin Allah’ın resulü ve nebilerin sonuncusudur. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.
41-Ey inananlar! Allah’ı çokça anın.
42-O’nu sabah akşam tesbih edin
43-O ki sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak üzere melekleri ile size salat ediyor
(size yöneliyor, sizi koruyor gözetiyor, size rahmeti ile muamele ediyor)
O, inananlara iyilikle muamele edendir.
…………….
3
Bakara 155-Korku ve açlık olarak; mallarınızın, canlarınızın ve ürünlerinizin eksiltilmesi olarak elbet sizi bir şekilde imtihan edeceğiz. Sabır gösterenleri müjdele.
156-O sabır gösterenleri ki başlarına bir hal geldiğinde “Allah’a aitiz, O’na döneceğiz” derler.
157-İşte Rablerinden salatlar (merhameti affı mağfireti, desteği yardımı ifade eden tüm yönelimler) ve rahmet onlar üzerinedir. İşte onlar doğruya yönelmiş olanlardır.
……………..
4
Ahzab 56-Doğrusu Allah ve melekleri nebiye salat ediyor[vahiy ile rahmet ile bereket ile yardım ile destek ile ona yöneliyorlar, Allah’ın rahmetinin neticesi olan Kur’an vahyini ona iletiyorlar] Ey inanalar! Siz de o nebiye salat edin (Ona gönderdiğimiz rahmetimizin neticesi vahye inanın vahye uyun, o vahyi tebliğ eden resulümüze sahip çıkın destek olun) ve tam teslimiyet gösterin.
57-Elbet Allah’a ve resulüne eziyet edenlere Allah dünyada ve ahirette lanet etmiş ve onlar için alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.

2. Yazı
Dinin direği salah yani yönelimdir. Kişinin yönelimi yani hayat amacı ne ise dini de odur. Müslümanın yönelimi dini Allah'a has kılmak ve hayata Allah'ın bak dediği yerden bakmaktır.

3. Yazı
Sabırla ve namazla Allah'tan yardım dileyin değil sabırla ve gereğini yaparak Allah'tan yardım dileyin. Yoksa istediğin kadar namaz kıl dua et ve kına lanet et. Yardım dilediğin konuda namaz kılınmaz o konunun gereği yapılır. Aksi takdirde durum Yahudilerin ey Musa sen ve Rabbin gidin savaşın biz burada bekleyeceğiz söyleminden başka bir şeyi hayata geçirmiş olmazsınız. Her salat kelimesini görünce namaz diyecekseniz Kur'an'ı katledersiniz hepsi bu...

4.Yazı
İsra 78. Ayetin namaz vakitleri ile alakası yoktur. Salat geçen her yere namaz yazınca bağlamda ne anlatılıyor hiç akletmeden zihinler yumuluyor namaz için vakit aramaya.
Ayetin sunumunu namaz vakti olarak okuyunca bağlam şu oluyor: Onlar seni kovacaklar ezecekler ellerinden gelse öldürecekler ama sen aldırma git namaz kıl. (Bu kadar tutarsız bir okuma olamaz)
Oysa bağlam diyor ki onların tüm baskısına rağmen yılmadan varlık amacını ifa et tevhit mücadelene devam et, risaletini tebliğ et...

5.Yazı
Salat ve ikametussalat ne demektir...
Salat yönelim demektir. İkametussalat yönelimi gereğince ifa etmek demektir. Kulun Allah'a yönelimi Zâriyât 56 sadece Allah'a kul olmak hür olmak ve bunun gereği ne gerekiyorsa onun mücadelesi ve eylemi içerisinde olmaktır. Kulun kula yönelimi iletişim içinde olmak hakkı söylemek hakka çağırmak hakka uymak haklarını gözetmektir. Allah'ın kula yönelimi rahmetiyle merhametiyle muamele etmek vahyi ile ışık tutmak merhametiyle ve hikmetiyle gözetmektir. Bu kök anlam üzerinden ayetleri kendi bağlamlarında okumamız uygun olacaktı.

6.Yazı
Benim namazım kurbanım hayatım ölümüm alemlerin Rabbi Allah içindir...
Senin birtek namazın ve kurbanın mı var o zaman orucun haccın zekatın nerede kaldı...
Amacı yaptılar namaz nüsükü yaptılar kurban geriye din olarak ne kaldı? Hayatım ve ölümüm herşeyi kapsıyor bu yüzden salat ve nüsük namaz ve kurbandır diyorsanız o zaman hayat ve ölüm namazı ve kurbanı da kapsıyor onları niye zikrettiniz...
______________________
Benim yönelimim eylemlerim hayatım ölümüm alemlerin efendisi Allah içindir...

7.Yazı
Salat ve ikametussalah-salatı ikame
Salat yönelimdir. İkamussalah ve itauzzekah yönelimi gereğince ifa etmek ve uygunluğu sağlamaktır. Rabbe yöneliş anlamına gelen duadan tefekküre ve toplumsal paylaşıma kadar maddi manevi şekilsel düşünsel duygusal boyutu olan her eylem salattır. Salatı ikame ise yönelimi gereğince ifa etmektir yani Rabbin istediği gibi bir kul olma yolunda olma ve vahyin yüklediği misyonu üstlenmektir...
Allah'ın nebiye salatı onu gözetmesi, onu daha bir önemsemesi, ona rahmetiyle lütfuyla ikram etmesi, ona vahiy buyurması onu aydınlatmasıdır. Yani Rabbin nebiye salatı nebiye olan yönelimidir.
Meleklerin nebiye salatı Allah'ın nebisine olan ikramı ikliminde Allah'ın kendilerine yüklediği misyonu harfiyen yerine getirmeleridir. Yani meleklerin nebiye salatı nebiye olan yönelimleridir.
Allah’ın insanlığa ve özelde müminlere salatı onlara nimetleridir ikramıdır lütfudur rahmetidir. Peygamber göndermesi kitap göndermesi akıl irade vermesi vahyi ile akıllarına ışık tutmasıdır. Onları hemen cezalandırmaması nice fırsatlar sunması affedici olmasıdır. Yani Allah'ın kullara salatı kullara olan yönelimidir.
Peygamberin insanlara ve özelde müminlere salatı vahiyden cimrilik yapmaması, bir beklentiye girmemesi minnet altında koymaması, hoş görülü ve affedici olması iletişimi kesmemesi onlara Allah'ın lütfundan ışık tutmasıdır. Yani peygamberin insanlara salatı onlara olan yönelimidir.
İnsanların peygambere salatı onu gözetmeleri ona sahip çıkmaları destek olmaları, tebliğine tutunmaları, Allah elçisi olduğundan gerekirse onun misyonu etrafında canlarını bile verebilmeleridir. Yani insanların peygambere salatı ona olan yönelimleridir...
İkamussalah ve itauzzekah yönelimi gereğince ifa etmek ve uygunluğu sağlamaktır. Yani vahyin ışığında hak yolda gereğince davranmak ve kendinde artı değer olarak bulunan maddi manevi ne varsa onu toplumla paylaşıp uygunluğu sağlamaktır...

8.Yazı
Her türlü kötülükten iğrençlikten aşırılıktan alıkoyan geri tutan her ne ise işte salat odur.
Yoksa Allah boşuna mı "inne sSelate tenha anil fehşai vel münker" buyuruyor.
Dikkat et salat her neyse mutlaka bu işlevi görür. Bu işlevi görmeyen hiçbir yöneliş salat değildir. Dikkat et Allah boş konuşmaz boşuna konuşmaz haşa!...
Salat yönelimdir. Yönelim tevhidin eyleme dönüşmesidir. Yönelim hem bireysel hem toplumsal uygunluk (zekat) olarak neticelenir...
Dinin esası tevhit gereği salat neticesi zekattır...
فَلَا صَدَّقَ وَلَا صَلَّىٰ (Kıyâme 75:31)
وَلَٰكِنْ كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰ (Kıyâme 75:32)
Saddaka ne ise tersi kezzebe/ Sella ne ise tersi tevella
Salat etme fiilinin anlamını kavramak için tevella fiilinin anlamını dikkate almak yeterlidir. İkametussalah ise salat eylemi her ne ise onu ikame etmektir. İkame etmenin ne olduğu anlaşılamadan ikametussalah ve itauzzekah emri asla doğru okunamaz..

9.Yazı
Diyorlar ki savaşta bile Allah namazı emretmiş. Bu kadar ezberci olana kadar ayette savaştan değil saldırıya uğrama riski olan sefer ortamından bahsedildiğini görseler ya!
İşin doğrusu savaş ortamında salat bizzat savaşın kendisidir ve salatı ikame de savaş ortamının gereğine harfiyyen uyarak göğsümüzü düşmana siper etmek, kaçmamak, ihmal yapmamak, bile bile gereksiz canını tehlikeye atmamaktır...

10.Yazı
Sabırla ve salatla yardım dilemek...
Sabırla ve gereğini yaparak Allah'tan yardım dileyiniz. Sabırla postun üzerinde eğilerek yatıp kalkarak el açarak değil. Zira gereğini yapmadan yapacağınız duanın hiçbir anlamı yoktur. Salat yeri geldiğinde canını malını ortaya koyabilmektir. Düşman vatana cana mala iffete kastettiğinde sabırla göğsünü siper etmezsen bu nice yardım dilemektir. Böyle bir akılsızlık olsa olsa yahudilerin Musa'ya "sen ve rabbin gidin savaşın biz sizi burada bekleyeceğiz" demeleri olur...

11.Yazı
Soru İslam'da cenaze namazı var mıdır?
Cevabım
Cenaze yönelimi vardır. Ölünün son yolculuğa uğurlanması toprağa gömülmesi vardır. Ölümüz için kendimiz için eğer müşrik olduğu bizim için kesinleşmemişse sadece ama sadece Allah'a yönelme, Allah'tan af ve mağfiret dileme, Allah'a dua etme vardır. Yani ölümüz için yönelimde bulunma vardır...
Bana asla namazı sornayın. Namaz farsça bir kelime, Kur'an'ın kullandığı kavram salat, Türkçe'si yönelim...
Nuh Suresi 28.Rabbim! Beni, anne babamı, evime gelmiş inananları, inançlı erkekleri inançlı kadınları bağışla! Hak tanımazların helak oluşlarından başka bir şeylerini artırma!
İbrahim Suresi 40.Rabbim beni ve neslimden gelenleri yönelimi gereğince ifa edenlerden eyle. Rabbimiz, duamı kabul eyle! 41.Rabbimiz! Hesabın görüleceği gün beni, ana babamı ve inananları bağışla!
Maide Suresi 31.Bunun üzerine Allah, kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini göstermek üzere yeri eşen bir karga gönderdi. Dedi ki: Vay başıma gelen! Şu karga kadar olamadım mı ki kardeşimin cesedini gömeyim! Pişmanlık duyanlardan olmuştu.
Tevbe Suresi 84.Onlardan ölen hiçbir kimse için hiçbir zaman yönelimde bulunma, kabrinin başına durma. Onlar, Allah ve resulünü dikkate almadılar ve yalpalayanlar olarak ölümü buldular.
Tevbe Suresi 113.Allah’ın nebisinin ve inanmış kimselerin müşrikler için, cehennemlik olduklarını net olarak anladıktan sonra bağışlanma dilemeleri olacak şey değildir. Aralarında akrabalık bağları da olsa bu böyledir. 114.Babası için İbrahim’in bağışlanma dilemesi de olacak şey değildi. Ama bu konuda ona vermiş olduğu bir söz gereğince böyle davrandı. Ne zaman ki onun Allah’ın düşmanı olduğunu net olarak anladı ondan beri durdu. Doğrusu İbrahim içli ve muamelesi makul biriydi.

12. Yazı
Salat: Yönelme, yönelim
Salla yusalli: yönelimde bulunmak, yönelmek, yönelimde olmak, yönelim üzere olmak, yönelme işini yapmak.
İkametusSalat: yönelimi gereğince yapmak, yönelimi gereğince ifa etmek, işi savsaklamadan adam gibi tam ve güzel yapmak, duruşunu tutumunu gerçeklik üzere ve adamlık üzere ortaya koymak...

Salat Arapçadır Namaz Farçadır belki farsça bile değildir nemasteden evrilmedir. Salatın Türkçe olarak karşılığı ise yönelimdir...
فَلَا صَدَّقَ وَلَا صَلَّىٰ (Kıyâme 75:31)
وَلَٰكِنْ كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰ (Kıyâme 75:32)

13. Yazı
Namaz insanı her tür kötülükten geri tutar mı?
Evet tutar ayet öyle diyor.
İyi de kılanların durumu ortada?
Demek ki ayetin dediği o değil.
Ayette namaz denmiyor salat deniyor. Kur'an dilinde salatın anlamı yönelimdir. Yönelim sadece Allah'a kul olma, ayetlerin aydınlığında yol alma bilincidir. Sellanın zıddı tevelladır (Kıyame 31, 32). Sadece Allah'a kul olma, ayetler üzere yol alma durumu kötülük ve fuhşiyattan geri tutar...
29/45.Sana kitaptan vahiy buyurulanı oku ve yönelimi gereğince ifa eyle. (Ayetlere gereğince uy) Doğrusu yönelim her türlü iğrençlikten fenalıktan geri tutar. Allah’ın sunumu en üst değerdir. Allah yapıp ettiklerinizi bilmektedir.

14.Yazı
Kur'ancı hocalarla sünnetçi hocaların ittifakı: Kur'an'da namazın şekilsel olarak bir tanımı tarifi öğretimi yoktur...
Sünnetci hocalar şunu der: Sünnet (hadisler) olmasa namazı bile kılamazsınız. Hadisler olmazsa dinin yüzde doksanı yok olur...
Kur'ancı hocalar şunu der: ekım esSSLAH el takılı olduğu için "o namazı" kıl demektir. O namaz İbrahim peygamberden beri bilinen namazdır. Kur'an o bilinen namazı emrettiğinden öğretmemiştir. Zira din Hz Muhammed'le başlamaz. Namaz eskiden beri var. Yahudi ve Hristiyanlar bile kılıyor...
Sonuç iki tarafta ittifak halinde: Kur'an'da namazın kılınışının öğretilmesi yoktur...
Ben namaz konusunda bu iki gruptan birine uyacak olsa idim kadim geleneğe atıf yapanlara değil hadis geleneğe atıf yapanlara uyardım. Yahudi ve Hristiyanlardan namaz kılmayı öğrenen peygamber yerine Kur'an'dan aldığı ilhamla namazı öğreten bir peygambere uymayı yeğlerim. Eğer dinin uygulaması Yahudi ve Hristiyanlardan öğrenilecek olsa idi zaten peygamberin gelmesi mantıksız olurdu. Ayrıca peygamberimiz namazı Yahudi ve Hristiyanlardan öğrendiyse yine değişen bir şey olmaz biz neticede yine hadis gelenekten öğrenmek durumunda kalırız.
Zaten kimse namazı Kur'an'dan öğrenmedi. Herkes anne babasından ve bu atalar geleneğine göre kılınan şekli ayet ve hadislerle delillendirmeye çalışan namaz hocası kitaplarından öğreniyor...
Eğer namaz diye atalardan edindiğimiz bir uygulama şekli olmasa idi hiç kimse Kur'an'dan namaz diye bir ibadet okuyamayacak salat kelimesinin hiçbir formuna namaz anlamı verilmeyecekti...

15. Yazı
Salat yönelimdir, ikametussalah ve itauzzekahsa yönelimi gereğince ifa etmek ve uygunluğu sağlamak...
Kur'an'da salat etmek tevella etmenin zıddı olarak kullanılır. Tevella yüz çevirmektir salla yönelim üzere olmak. Yani birileri Allah'ın ayetlerini dikkate almazlar yüz çevirirler gerçeği umursamazlar gerçek üzere yol almazlar işte onların yaptığı tevelladır. Birileri de yönelim üzere olurlar yani delilleri dikkate alırlar gerçek üzere olurlar gerçek üzere yol alırlar gerçek üzere çağırırlar işte onların yaptıkları da selladır yani salat etmektir.
İkametusSalah ve itauzzekah ise yönelimi gereğince ifa etmek ve uygunluğu sağlamaktır. Zira salat yönelimdir salatı ikame de yönelimi gereğince ifa etmek. Salatı ikamenin doğal neticesi itauzzekahtır. Yani uygunluğu sağlamak. Kişi kendinde değer olarak ne varsa onu verir onu paylaşır yani hep toplumsal bireysel uyguluğa katkı üzere olur. İşte bu yönelimi gereğince ifa etmenin doğal neticesi itauzzekahtır..
Kıyame 31: Fela saddaka vela sella: Tasdik edici olmadı, yönelim üzere değildi.
Kıyâme 32: Ve lakin kezzebe ve tevella: Lakin yalanlayıcı oldu, yüz çevirici idi.
EkımısSalah: Salatı ikame et: Yönelimi gereğince ifa et...
İsra Suresi
72.Bu âlemde kör kesilenler ahirette kör duruma düşeceklerdir, durumları çok daha vahim olacaktır. 73.Neredeyse bize karşı başka bir şeyi uydurman üzere sana vahiy buyurduğumuzdan seni bile uzak düşürecekler. İşte o duruma düşseydin seni dost edinirlerdi. 74.Eğer sana sağlam bir duruş sağlamasaydık onlara az bir şekilde meyledecek gibiydin. 75.Eğer o duruma düşseydin hayatın ve ölümün ağırlığını sana kat kat tattırırdık. Sonra bize karşı sana yardımcı olabilecek kimse bulamazdın. 76.Neredeyse seni bu diyardan çıkarmaları üzere korkutup kaçıracaklar. Böyle bir durumda onlar da senden sonra bu topraklarda pek az kalabilirler. 77.Senden önce gönderdiğimiz tüm resullerde yasa böyle işlemiştir. Yasamızın işleyişinde ufak bir değişiklik bulamazsın. 78.Güneşin ışımasından gecenin kararmasına kadar ve dahi ufkun aydınlanmasına kadar yönelimi gereğince ifa eyle. Doğrusu ufkun aydınlanışı tanık olunabilir bir durumdur. 79.Geceleyin kendine özel Kur’an vahyi ile fikir edineceğin ek uyanıklık zamanların olsun. Rabbinin seni değer yüklenmiş bir makama çıkarması umulandır. 80.Şöyle duan olsun: Rabbim! Girdiğim yere doğruluk üzere girmemi ayrıldığım yerden doğruluk üzere ayrılmamı nasip eyle. Bana katından yardımcı bir yetkinlik sağla. 81.Şunu söyle: hak gelmiş batıl yok olup gitmiştir. Zira batıl yok olmaya mahkûmdur. 82.Doğrusu Kuran olarak indirmekte olduğumuz, inanacaklar için bir şifadır, rahmettir. Hak tanımaz olanların ise ancak ziyanını artırır.
_______________
Hud Sûresi
109.Kulluk ettikleri bu şeylerle ilgili olarak sakın hiçbir tereddüde kapılma. Onların yaptıkları ancak daha önce atalarının kulluk ettikleri gibi kulluk etmekten ibarettir. Elbet onlara nasiplerini noksansız vereceğiz! 110.Biz Musa’ya kitabı vermiştik ama onda ayrılığa düşüldü. Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı elbet aralarında hüküm verilirdi. Doğrusu onlar kitap konusunda tereddüt içerisinde bir şüphedeydiler. 111.Elbet Rabbin her birine yapıp ettiklerinin karşılığını gereğince ödeyecektir. Doğrusu O, yaptıklarından haberlidir. 112.Sen, emir aldığın üzere dosdoğru ol. Beraberindeki Rabbe yönelmişler de dosdoğru olsunlar. Sakın sınırları aşmayın. Elbet O, yaptıklarınızı görmektedir! 113.Sakın hak tanımazlara meyletmeyin, yoksa ateş size de dokunur! Allah’tan başka velileriniz olamaz. Sonra yardım göremezsiniz! 114.Gündüzün iki tarafında ve gecenin yakın zamanlarında yönelimi gereğince ifa eyle. Doğrusu gereğince yapılan ameller kötülükleri giderir. Bu, öğüt alacaklar için bir hatırlatmadır. 115.Sabırlı ol. Elbet Allah gereğince davrananların ecrini zayi etmez. 116.Sizden önceki ümmetlerden ilmi birikimi olanlar yeryüzünde bozgunculuktan sakındırıcı olmalı değiller miydi? Nedense ancak kurtardığımız bazılarıydı çöküntüye karşı uyarıcı olanlar. Hak tanımazlar yüzleştikleri nimetlerin ardına düştüler ve suçta ısrarcı oldular. 117.Yoksa Rabbin, düzeltici olma yolunda gayretli olan memleket halklarını zalimce helak edecek değildir.
___________________
Nur Suresi
55.Allah sizin inanan ve uygun davranışlarda bulunanlarınızı tıpkı sizden öncekileri yetkin kıldığı üzere yeryüzünde yetkin kılacağını vadetmiştir. Onlar için rıza göstermiş olduğu dinlerini yaşanabilir kılacak ve korkularının ardından onları emniyet haline ulaştıracaktır. Yalnızca bana kul olabilecekler ve bana hiçbir şeyi ortak kılmayacaklardır. Kim bundan sonra inkârcılık ederse işte onlar yalpalayan kimselerdir. 56.Yönelimi gereğince ifa ediniz, uygunluğu sağlayınız, Allah’a ve resulüne itaat ediniz ki ola ki merhamet görürsünüz.
Ankebut Suresi
41.Allah’tan başka veliler edinenlerin durumu bir korunak edinmiş olan örümceğin durumuna benzer. Korunakların en zayıf olanı örümceğin korunağıdır. Keşke anlayabilselerdi! 42.Allah kendisinden başka hangi şeye çağırdıklarını elbet bilmektedir. Her şeye güç yetiren O’dur, en doğru kararı veren O’dur. 43.Tüm bu örnekleri insanlar için idrake sunuyoruz. Anlayacak olanlardan başkaları bunlar üzere akıl etmez. 44.Allah gökleri ve yeri gerçeği ortaya koymak üzere yaratmıştır. Elbet bunda inanacaklar için bir ayet vardır. 45.Sana kitaptan vahiy buyurulanı oku ve yönelimi gereğince ifa eyle. Doğrusu yönelim her türlü iğrençlikten fenalıktan geri tutar. Allah’ın sunumu en üst değerdir. Allah yapıp ettiklerinizi bilmektedir.

16. Yazı
Salat kelimesi ikame ile kullanıldığında namaz kılmak anlamına gelir diyorlar. Oysa salat kelimesi ikame ile kullanıldığında namaz anlamı ihtimali hiç kalmıyor. Şahitliği ikame etmek, tevratı incili ikame etmek nasıl oluyorsa salatı ikame etmek de öyle oluyor. Yani gerekeni gereğince ifa etmek...
Kur'an'daki kavramları farsça üzerinden çevireceğime Türkçe bir karşılığını bulamıyorsam Arapça haliyle çevirmeden kullanmayı yeğlerim. Benim algımda salât yönelimdir sıyam ise durulma.

17. Yazı
Hayatımda nice müslüman gördüm
Dilinde sakal sarık namaz.
Başka da ilim diye bir şeyden anlamaz.
Şekilden sayıdan dem vurur.
Başkalarının haklarını tınlamaz.
Sövgü hakaret aşağılama edepsizlik dilinde.
Kibir ululanma havalanma kin nefret yüreğinde.
Din ondan sorulur ya, zerre korkmaz Allah'tan.
Söylemleri farksızdır zır cahil bunaktan.
Kuşanmıştır kılıcı ötekilere sallar.
Kendi her şeyin en iyisini anlar(!)
Salât namazdır diye millete ahkam keser.
Yoktur onda hiç ama hiç ayetten eser.
Salat insanı kötülükten hayasızlıktan alıkoyar.
O kendini unutur hep başkalarına hesap sorar.

18. Yazı
Salat etmek ne demek:
Kur'an öyle bir kitap ki aynı zamanda kendisi bir lügat. Sözlüklerde boğulmaktan insanı koruyor. Zira ifadelerinin bir mantık örüntüsü var ve kelimeler bağlamlarında anlamlarını adeta haykırıyorlar.
Kur'an'ın en önemli kelimelerinden biri salat. Salat kelimesinin anlamını tespit edebilmek için salat etmek fiilinin anlamına Kur'an'dan dinlemek yeterli. Kur'an'a Kulak vereni Kur'an mutlaka aydınlatacaktır. Bu kaçınılmaz.
Salat etmek ne demek. Bakıyoruz kıyame suresi 31- 32. Ayetlere. İfade şu. "Fela saddaka vela sella velakin kezzebe ve tevella" Yani saddaka nasıl ki kezzebenin zıt anlamlısı sella da tevellanın zıt anlamlısı.
Tevella ne demek? Vahyin sunumuna duyarsız olmak, Kur'an'ın sunumundan yüz çevirmek, Kur'an'ın aydınlığına kör durmak, Kur'an'ın mesajını dikkate almamak, Kur'an'ın mesajıyla zıtlaşmak. Kur'an'ın misyonunu üstlenmemek. Kur'an'ın yoluna yönelmemek.
Buradan bakınca açıkça görülüyor ki salat etmek net bir ifade ve anlamı çok açık. Salat etmek vahyin sunumuna duyarlı olmak, Kur'an'ın sunumuna uymak, Kur'an'ın aydınlığına girmek, Kur'an'ın mesajını dikkate almak, Kur'an'ın mesajına uymak. Kur'an'ın misyonunu üstlenmek. Kur'an'ın yoluna yönelmek.

19. Yazı
Ayette "Biz namaz kılanlardan değildik" mi deniyor?
Müddessir suresinde sizi sekara sevkeden nedir sorusunun cevabı olarak biz musalli olanlardan değildik ifadesi Namaz kılanlardan değildik olarak çevrilmektedir.
Bu teze göre cehenneme götüren şey namaz kılmamaktır. Bunun mefhumu muhalifi ise cehennemden kurtaran şey namaz kılmaktır. Salat etmek fiilinin anlamı bu olunca feveylül lil musallin ayeti çelişkidir. Oysa musalli olmak Allah'ın ayetlerini ölçü almak, Allah'ın ayetleriyle yol almaktır. Kişiyi sekara sürükleyen şey Allah'ın delillerini dikkate almadan bir hayat serüveni edinmektir. Eğer musalli değildik namaz kılmazdık demek ise feveylül lil musallin büyük bir çelişkidir...

20. yazı
Ebu Cehil de namaz kılıyordu zira o toplumda namaz vardı diyorlar. Ben şahsen Ebu cehillerin namaz kıldığına inanmıyorum. Salat yönelimdir. Onların yönelimleri ise alkış tutmaktı çığırmaktı ve şov yapmaktı...

21. Yazı
Salat yönelim misyon amaç görev...
Şuayb! Atalarımızın kulluk ettiklerini bırakmamızı ya da mallarımız üzerinde gerek gördüğümüzce tasarrufta bulunamayacak olmamızı sana salatın mı/ yönelimin mi/ misyonun mu/ görevin mi/ vazifen mi emrediyor? (Bu senin üzerine vazife mi bak işine başımıza iş çıkarma)
Hud Suresi
84.Medyen halkına da kardeşleri Şuayb’ı gönderdik. Dedi ki: Kavmim! Allah’a kul olunuz! Sizin O’ndan başka ilahınız yoktur. Ölçüyü tartıyı eksik tutmayın! Sizi bir rahmete gömülmüş görüyorum. Doğrusu sizin için kuşatıcı bir günün azabından korkuyorum.
85.Kavmim! Ölçüyü tartıyı hakkaniyetle tam yapınız. İnsanların mallarını ihmal etmeyiniz. Yeryüzünde bozguncular olup da ortalığı karıştırmayınız.
86.Eğer inanır kimselerseniz Allah’ın sizin için ayırdığı daha iyidir. Ben sizin bekçiniz değilim.
87.Şöyle dediler: Şuayb! Atalarımızın kulluk ettiklerini bırakmamızı ya da mallarımız üzerinde gerek gördüğümüzce tasarrufta bulunamayacak olmamızı sana yönelimin mi emrediyor? Oysa sen muamelesi makul ve davranışı olgunca biriydin!
88.Dedi ki: Kavmim! Ne dersiniz, eğer ben Rabbimden gelen apaçık bir kanıt üzere isem ve Rabbim beni katından güzel bir rızıkla rızıklandırmışsa bu olamaz mı? Sizi sakındırdığım tutumlarınız konusunda size muhalefet etme iradesinde değilim. Gücüm yettiği kadarıyla düzeltici olmayı murat ediyorum. Benim muvaffak olmam ancak Allah’ın izniyledir. Ben O’nu vekil edinmişim ve yönelişim O’nadır.

22.Yazı
İkametussalah ve itauzzekah
Tevbe 60. ayetin bildiğimiz zekâtla alakası yoktur. Gelirleri devletin nerelere kimlere paylaştıracağı ve nerelere yatırım yapacağı ile ilgili bir ayettir. Gelirlerden pay alamayanların ileri geri konuşmalarına bir cevap olarak gelmiştir ve gerçekten mümin olsalar müslüman olsalar bize Allah ve Resulü yeter demeleri gerekirdi deniyor ayette. Ayetin bağlamı birkaç ayet yukarıdan başlamaktadır ve sayılan sınıflar bireylerin vereceği yerler değil devletin yatırım yapma alanlarıdır. Bize vermiyor diye peygamberin aleyhinde ileri geri konuşanların uyarıldığı ve onların gelirlerden pay ayrılacak kesimlerden olmadıkları bildirilmektedir.
Tevbe 60 bireylerle ilgili olmayıp devletin dağıtım alanlarıyla ilgili olduğu gibi ayrıca ayet zekatlardan değil sadakalardan söz etmektedir. Ayet "innemessadakatu" hitabıyla başlamaktadır. Allah sadaka yerine zekat diyebilirdi ama demedi. Çünkü Kur'an'da zekat bizim bildiğimiz anlamıyla kırkta bir diye de bir tanımlaması olan uygulamayla alakalı değildir. Zekat nitelikle ilgili bir kavram olup sadece mali bir konu değildir. Zekât kişide maddi manevi, bilgi birikim her ne varsa, elde uygun olan her ne varsa onu paylaşıp uygunluğu vermektir yani uygunluğu sağlamaktır.
Kur'an zekatı ita etmeyi hep salatı ikame etme ile birlikte kullanır. Çünkü zekatı ita etmek salatı ikame etmenin bir yansımasıdır bir neticesidir. İkametussalah ve itauzzekah demek yönelimi gereğince ifa etmek ve uygunluğu sağlamak demektir.
ESSALAT Kur'an'ın bireysel olsun toplumsal olsun insanlığa yüklediği misyondur. İkametussalah ise bu misyonu öylesine yapmak değil tam gereğince yapmaktır ve neticesi itauzzekahtır yani uyguluğu sağlamaktır.
Kur'an'da salat kelimesi için namaz anlamına gelmesi en uzak ihtimal olan kullanım ikametussalah kullanımıdır. Daha bakara suresi başında "ellezine yuminune bil gaybi ve yukimune ssessalate" denir. Yani onlar Kur'an'ın gaybi haberlerine inanırlar ve bu haberlerin yüklediği misyonu hakkıyla ifa ederler demektir. Ayeti gayba inanır ve namazı kılarlar diye çok sığ ve bağlamsız bir anlama indirgemişlerdir. Ankebut suresinde "kitap olarak sana vahyolunanı oku ve salatı ikame et" denir. Ayeti namazı kıl diye çevirirler. Oysa kitabı okumak içeriğe uymayı gerektirir. Kitabın tek içeriği namaz değildir. Ayetin dediği kitabı oku ve kitabın misyonunu hakkıyla ifa et yani kitabın içeriğine hakkıyla uydur.
Namaz vakti olarak yorumladıkları İsra 78'in konusu 73. Ayetten başlar. Müşriklerin baskılarına boyun eğme, risalet misyonunu hakkıyla ifa et diyen İsra 78 onlar sana baskı yapıyor sen boş ver namaz kıl diye anlamsız bağlamsız bir ifadeye dönüştürülmüştür.
İşin doğrusu sella yusalli fiili vahyin misyonu üzere yönelişte olmayı ifade eder. ESSALAT Kur'an'ın insanlığa yüklediği misyondur. İkametussalah ise Kur'an'ın sunumu olan misyonu hakkıyla ifa etmektir. İkametussalah işi boşlamamak, geçiştirmemek, üstünkörü yapmamak aksine hakkıyla ifa etmektir. İkametussalah ve itauzzekah ise yönelimi gereğince ifa etmek ve uygunluğu sağlamaktır.
Elhamdülillahi Rabbil Alemin. Değerlendirme alemlerin rabbi Allah'a aittir...

23. Yazı
Salât namaz meselesi
Şu salât/namaz meselesi çözülmezse insanlar agnostizme deizme ateizme koşuşur koşuşuyorlar. Nerededir bu namaz? Madem Allah'tan başka ilah yok. Neredeyse dinin kendisi olan bu namaz niye Kur'an'da yok? Niye insanlar bak falan ayette kıyam falanda rüku falanda secde falanda vakit falanda abdest var diyerek Kur'an'dan adeta un var şeker var yağ var ne duruyorsun helva yapsana der gibi atalardan edindikleri namazı bilinmeyenli denklem çözer gibi üretmeye çalışıyorlar. Eğer ki bu toplumda namaz diye bir şey bulmasaydık namaza delil üretilen ayetler acaba o anlamda mı okunacaktı?
Sünnetçi hocalar diyor sünnet olmasa namaz bile kılamazsınız dinin yüzde doksanı gider ve Kur'an'cı hocalar diyor ki esSalat o namaz demektir o namazı Yahudiler de kılıyor o namazı kıl demek bilinen namazı kıl demektir peygamberimiz namazı ehli kitaptan öğrendi.
Şimdi fotoğraf bu olunca gençler arasında deizm ateizm bu gidişle patlama yapacak...
Oysaki salât kıyame suresinde net olarak tevellanın zıddı olarak Allah tarafından anlamlandırılmıştır. Anlamı bilinmeyen bir şey değil. "Fela saddaka vela SELLA velakin kezzebe ve TEVELLA" Yani Kur'an'ın muhataplarının bazıları TEVELLA yapar yani ayetlere sırtını döner ayetleri dikkate almaz bazıları da ayetleri dikkate alır yani SELLA yapar. Ankebut suresinde "sana vahyolunan kitabı oku ve salatı ikame et (kitabın öğretisini hakkıyla ifa et)" denirken sanki kitabın tek içeriği namazmış gibi kitabı oku ve namazı kıl diye çevriliyor. İsra Suresi 78. Ayette peygambere hitaben onlar her ne kadar sana baskı yapsa korkutmaya çalışsa seni Ayetleri tebliğden alıkoymaya çalışsa da sen vazifenden geri durma ve "güneşin ışımasından gecenin kararmasına kadar salatı ikame et (Allah'ın ayetleri üzere olmaya ve tebliğe devam et)" denirken ayet güneşin batıya kaymasından itiibaren ya da batışından itibaren namaz kıl diye tahrif ediliyor ama ayet o aralıkta hep salatı ikame üzere olmayı emrettiği halde o aralıkta beş on dakikalık kesitlerde şekil olarak yapılacak namaz ve namaz vakitleri ihdas ediliyor. Maide 6'da "iza kumtum İLA ESSALATİ" yani topluma çıkmaya etkinliğe gitmeye kalktığınız zaman elinizi yüzünüzü yıkayın saçınızı başınızı düzeltin ayaklarınızı temizleyin ve nisa 43'te ne dediğinizi bilinceye kadar kendinizde olmadığınız durumlarda toplumsal faaliyete katılmayın dendiği halde bak abdest var madem namaz yok maide 6 ne olacak denerek iş tam bir anlaşılamaz hale sokuluyor. Oysa salât emri ayetlere uy ayetlerin gereğini hayata taşı emridir Allah'a çağrın davetin duan yakarışın olsun emridir şirk koşma enridir ve ikametusselah da Kur'an'ın öğretisini gereğince hayata taşı Kur'an'ın öğretisini misyon edin ve hakkıyla icra eyle emridir.
Eğer ki bu salât namaz konusu çözülemezse Allah'tan başka ilah olmamasının yolunu sunan Kur'an yetersiz ve anlaşılmaz bir hale düşüyor ve bu böyle devam ederse yeni nesillerin deizme ateizme hızla sürüklenmeleri emin olun önü alınamaz bir şekilde artarak devam edecek...
Maalesef...
Yukarıki yazımda sadece nisa 101 102 ayetlerine değinmedim. O ayeti de savaş diye çeviriyorlar. Oysa savaşta salatı ikamenin bizzat kendisi göğsünü siper edip düşmanla çarpışmaktır.
Ayetin anlattığı ise savaş başlamamışken henüz seferde iken geçici ya da yerleşik konaklamışken (seferde takdir edersiniz ki yan gel yat olmaz. Hem manevi hem maddi yani hem seferin gerekçesi üzerinde bulunulan iş hususunda Allah'ın ayetleriyle "müminlerin savaşa teşviki hazırlanması" vardır zaten bu ayette açık emirdir hem de savaş taktığı ve duyarlılık eğitimi vardır) yapılacak eğitim anlatılıyor. İşte nisa ayetleri bu eğitimde risklere karşı uyanıklığı tembihliyor.
Bugünkü modern askeri seferde de gerek yolculukta konaklandığında gerekse varılan konaklama alanında mutlaka önce askerin bir bölümüyle çevre güvenliği sağlanır diğer bölümüyle eğitim öğretim sohbet iletişim yapılır ve bu dönüşümlü olur.
Allah kitabında bir şeyi emredip de git önceki ümmetlere bak kültürden edin demez. Secde ve rüku geçen tüm ayetleri bağlamında okuduğumuzda göreceğiz ki anlatılan şey bir şekil değil Allah'ın öğretisi olan mesaja boyun eğmek teslim olmak ve o mesajın üstüne söz söylemekten çeneleri kapamak anlamındadır. Mesela ayet onlar secde yaparak zekat verirler diye çevriliyor. Oysa secde ederek zekat verme ifadesinin ayetlere teslimiyet göstererek uygunluğa katkı verirler uygunluğu sağlarlar anlamında olduğu ve ayette secde ederek derken bir şekilden söz edilmediği açıktır.
Mesela siz hiç çene üzerine secde gördünüz mü? Bazı ayetlerde de Meallerde çeneleri üzerine secde yaparlar diye çevriliyor. Oysa o ayetlerde denen şu ki Allah'ın ayetleri karşısında onun sözü üzerine söz söylemezler çenelerini kapatırlar ALLAH A'LEMU...

24.Yazı
Kur'an'da asla namaz anlamına gelmeyen salat ikame ile birlikte kullanılan salat kelimesidir...
İkametussalah Kur'an vahyinin yüklediği misyonu hakkıyla ifa etmek demektir. Kur'an'ı tahrif etmek isteyenler ikametussalah kalıp ifadesini namaz kılmak diye tahrif etmişlerdir. Bu tahrifçiler tahriflerini ikame edebilmek için de nice kelimeleri daha tahrif ederek bağlamın zihne tutacağı nuru perdelemişlerdir. İsra suresi 78. Ayette 73. Ayetten itibaren okuyan için bağlam o kadar açıktır ki 78. Ayet Resulullah'a sen onların baskılarına yılma engellemelerine takılma güneşin ışımasından gecenin kararmasına kadar risaletini tebliğden geri durma derken ayeti güneşin batıya kaymasından gecenin kararmasına kadar namaz kıl diye tahrif etmişlerdir. Bu tahrifçiler o kadar tutarsızdırlar ki güneşin batıya kaymasından gecenin kararmasına kadar namaz kılmazlar. Aksine o kadar uzun süreçte sadece beş on dakikalık bir aralıkta namaz kılarlar. Araf 3. ayetten nasipsizler de onları evliya edinirler de bu kadar mantıksızlığı fark edemezler. Bu tahrifçiler kelimeleri de öyle tahrif etmişlerdir ki çelişkileri tahriflerinde bile ittifak hasıl etmemiştir. Zira bunların yazdıkları lügatlarda "tuluk eşşems" ifadesi güneşin batıya meyletmesi anlamında da yer alıyor güneşin batması anlamında da yer alıyor. Yani nereden baksan çelişki. Oysa "teleke yetluku" fiili çitilemek ovalamak sıvazlamak yoğurmak gibi anlamlara gelip "tuluk eşşems" ve "tuluk ennecm" olarak kullanıldığında güneşin ışıması ve yıldızın ışıması anlamlarına geliyor. İsra 78'de Allah Resulullah'a sen baskılara yılma güneşin ışımasından gecenin kararmasına kadar risalet misyonunu hakkıyla ifa et derken bu tahrifçiler ayeti onlar baskı yapsın, tebliğini engellesin ama sen boşver güneşin batıya kaymasından gecenin kararmasına kadar namaz kıl diye tahrif etmişlerdir. Hiçbir taklitçi de akıl edemiyor ki ayet öyle diyor olsa beş on dakika değil öğleden gece karanlığına kadar durmadan aralıksız namaz kılmaları gerekiyor. Tahrifçiler Kur'an'a lügat uyduruyor ama Kur'an açık net ve eksiksiz bir kitap olarak işi tahrifçilerin insafına bırakmıyor. "Fela seddeke vela sella velakin kezzebe ve tevella" buyurarak selat etmek tevella etmenin zıddıdır diyor. Yani selat Kur'an'ın yüklediği misyondur ikametussalah da o misyonu üstünkörü değil hakkıyla ifa etmektir diyor. Şimdi dileyenler Allah'ın lügatine inansınlar dileyenler de tahtifçileriin lügatine

25. Yazı
EsSalat Kur'an'ın yüklediği misyondur, esSalat her hal ve durumla ilgili Kur'an'ın öğretisi olan görevdir. EsSalatı ikame ise Kur'an'ın yüklediği misyonu Kur'an'ın öğretisi olan görevi savsaklamadan, boşlamadan, üstün körü olmaksızın tam gereğince ifa etmektir, hakkıyla icra etmektir.
"EsSalat bilinen salattır, bilinen salat ise namaz anlamındadır" diyenler İsra 78 gereği namazı beş vakit beş on dakika değil aksine tulukuşşemsten ğasakulleyle kadar sürekli aralıksız kılmalıdırlar. Çünkü ayet bu aralıkta beş on dakika bazı aralıklarda namaz kıl demiyor aksine tulukuşşemsten tâ ğasakulleyle kadar salatı ikame et diyor. Eğer birileri orada emir peygambere o yüzden namaz bize sürekli değil derseler ben derim ki orada esSalatı ikame emredildiğine göre ve size göre esSalat namaz olduğuna göre o zaman ayet Resulullah'a aralıksız olarak hiç durmadan güneşin tulukundan gecenin kararmasına kadar hayatı bırakıp, tebliği bırakıp namaz kılmayı mı emrediyor?
İsra 78. Ayetin bağlamı 73. Ayetten itibaren başlamaktadır. Ayet Resulullah'a diyor ki onların baskılarıyla sakın tökezleme, esSalatı yani Kur'an'ın sana yüklediği risalet misyonunu, hayat misyonunu, kulluk misyonunu güneşin tulukundan gecenin kararmasına kadar aralıksız ve tam gereğince ifa et, hakkıyla icra et..

26. Yazı
"Yazıklar olsun o musallilere!" kimler ki onlar...
Ben derim ki esasen maun suresindeki musallilerden kastın kimler olduğu ayette net.
Şöyle ki
Salat yönelimdir. Sella yusalli fiil olarak Yönelimde bulunmak yani bir görevi ifa etmek ve yönelim üzere olmak yani görevin bilincinde ve eyleminde hareket ediyor olmaktır.
esSelat ise yani belirlilik takısıyla Yönelim ise Kur'an'ın gösterdiği yoldur, Kur'an'ın yüklediği misyondur, Kur'an'an'ın yüklediği sorumluluktur, Kur'an'ın aydınlığında gereğince üzerinde olunması gereken eylemlerdir, kitabın gerektirdiği hayat yönelimidir.
İkametussalah ise yönelimi gereğince ifa etmektir. Mesela öğretmenliği ikame etmek demek öğretmenliği gereğince hakkıyla sorumluluk bilinciyle icra etmek demektir. Doktorluğu ikame etmek demek doktorluğun gereklerini üstün körü değil gereğince yapmak, insanların sağlığı için fedakar olmak demektir. Kitabı ikame etmek demek kitabın buyruklarını hayata taşımak, kitaba gereğince uymak demektir.
İkametussalah yani salatı ikame etmek ise hangi zamanda hangi mekanda hangi iş hangi olay ve hangi sorumluluk üzerinde isek kitabın aydınlığında gereğini gereğince ifa etmek, işi savsaklamamak, görevi boşlamamak, misyonu hakkıyla icra etmek demektir.
Toplumda bazı insanlar özde hiç samimi değilken, hiçbir işi Allah rızasını, toplum haklarını gözeterek yapmaz iken adamlık ve itibar adına nemalanmak için toplumsal değerlere yani kabul gören eylemlere tutunarak gösteriş yapıp taslarlar ve toplumda ahkam kesmenin iplerini ellerinde tutarlar. İyiliklere de görünüşte sahip çıkarak kendilerini pazarlarlar. Yaptıkları sadece gösteriştir, bir şeylerden nemalanmaktır, üste çıkmaktır, makam devşirip ahkam kesmektır. Yoksa kim ölmüş kim kalmış kimin ne ihtiyacı var kimin ne sıkıntısı var umurlarında bile değildir. İşte maun suresi bu işgüzarlara yazıklar olsun diyor. İşleri güçleri taslamak, gösteriş yapıp ahkam kesmek diyor. Maun Suresindeki musalli ifadesinin namazla şöyle bir alakası kurulabilir ki eğer birileri bugün namazla nemalanıyor ve dindarlık adına sanki islamın sahibi gibi birilerine Tanrı adına ahkam kesiyorlarsa tıpkı sakalla cüppeyle sarıkla nemalanma gibi elbet onlar da bu ayetteki vay haline olan musallilerdir. Yani buradaki musalliler nemalanabileceği toplumsal değerler ve toplumda kabul gören eylemler üzerindeki tüm yönelişlerini, toplum önündeki tüm eylemlerini gösteriş için taslamak için yapıp özde ise işin gerçekliği ile, gerçek iyilik ile alakaları dahi olmayan ve fırsatları ne kadarsa o kadar bozucu olanlardır, makamlarını mevkilerini ünvanlarını sadece isim için itibar için icra edip özde yapıcı ve iyilik için çırpınıcı olmayanlardır...

27. Yazı
Çok akıllı bir zihne göre müminle kafiri ayırt eden tek şey namazmış(!) Salat namaz değil diyenler fitnebazmış(!)
Şu ifadeye bak hele: müminle kafiri tek ayırt eden şey namazmış(!) Bu dediğin doğru olsa namaz kılan herkes mümin olurdu? Sana göre salat namaz demek ve namaz müminlere has bir şey. Al o zaman sana Allah'tan bir ayet "yazıklar olsun o musallilere" yani senin anladığına göre okuyalım: "Yazıklar olsun namaz kılanlara" Belki anlayamadıysan biraz daha açayım: "yazıklar olsun sana!"

28. Yazı
Hz Yusuf dizisinde sunnilik ve Şiilik bağlamında büyük bir hata gördüm. Şöyle ki İbrahim nebiden beri namaz Allah'ın emridir salat özellikle de ikametussalah namaz kılmaktır diyenler, İbrahim nebinin "Beni ve neslimden olanları salatı ikame edenlerden eyle" duasını "namaz kılanlardan eyle" diye çevirenler o kadar uzun bir hayatı yansıtan dizi boyunca Yusuf nebiye beş vakit namazı kıldırmayı akıl edememişler...

29. Yazı
Allah ve melekleri nebiye salat ediyor...
Gerek ayetin bağlamı gerekse salat fiilinin bu ayette ala harfi cerli kullanımı ayette salat etmenin gözetmek, iyiliğini gözetmek iyilik üzere iletişimde olmak anlamını açık ediyor.
33.53.Ey inananlar! Size “yemeğe buyurunuz” diye çağrı yapılmaksızın Nebinin evlerine girmeyiniz. Yemeğin pişmesini bekler durumda olmayınız. Lakin ne zaman davet edilirseniz o zaman giriniz. Yemeği yediğiniz zaman dağılınız söylem dinlemeye koyulmayınız. Aksi tutumunuz nebiyi üzer ama o size demeye çekinir. Allah gerçeği beyan etmekten çekinmez. Nebinin hanımlarından bir şey istediğinizde perde arkasından isteyiniz. Böyle olması sizin kalbiniz için de onların kalpleri için de daha nezih olur. Allah’ın resulüne eziyet vermeniz de kendisinden sonra eşlerini nikâhlamanız da asla uygun olmaz. Bu, Allah katında büyük bir suç olur.
33.54.Bir şeyi açığa vursanız da gizleseniz de elbet Allah her şeyi bilendir!
33.55.Babaları, oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, yakınları olan kadınlar ve güvenceleri altındaki kadınlar ile ilgili durumları sebebiyle nebinin eşleri için bu noktada bir sakınca olmaz. Ey Nebinin kadınları! Allah’a bilinçli duyarlı olunuz. Elbet Allah her şeye şahittir.
33.56.Doğrusu Allah ve melekleri nebiyi iyilik üzere gözetirler. Ey imanlı olanlar siz de onu iyilik üzere gözetiniz ve onu tam anlamıyla benimseyiniz.
33.57.Allah’a ve resulüne eziyet edenleri Allah dünyada da ahirette de lanete uğratmıştır ve onlar için aşağılayıcı bir azap hazırlamıştır.

30. Yazı
Dinin özü esası salattır. Salat yönelimdir. Yönelim hayattadır. Yazılımı fıtrattadır. Hatırlatması kitaptadır. Neticesi dünyadadır ukbadadır. Davettir, icabettir, isabettir. Hayattır, fıtrattır, hakikattır.

31. Yazı
Soru
Allah namaz kılmayana ahirette azap eder mi, Kur'an'da bunun dünyevi bir cezası yok ama peki uhrevi bir cezası var mı?
Cevap
Eğer salat etmek namaz kılmaksa elbet namaz kılmayana ilahi huzurda hesabı sorulur. Zira Kur'an salat etmeyenlerin cehennemi boylayacağını ifade ediyor. (Müddessir 42-43) Mesele salatın ne olduğu, salat etmenin ne olduğu ve salatı ikame etmenin ne olduğu ile ilgili. Kur'an sürekli salatı ikame edin ve zekatı ita edin der. Bence asıl sorun güya müslüman olanların atalar dini ezberlerini islam sanmaları ve Kur'an'ı okuyup anlamaya çalışmamaları (Muhammed 24 Nisa 82 Kamer 17 22 32 40 Hud 1-2 Yunus 15 Hucurat 16 Furkan 30) Kur'an'ın ne dediğini ne anlattığını ne istediğini düşünmemeleri akıl etmemeleri, Kur'an'ı şiir ya da musiki yapmaları (Yasin 69-70) ve kulaktan dolma ya da o kitaptan bu kitaptan bulma ezberleri din sanmaları. (Kalem 36-37 Casiye 6 Enam 114-117) İşte bu durumun ilahi huzurdaki hesabı ağır olacak. Esasen Kur'an'ı kendisi okuyan bu soruların cevabını ondan bundan değil bizzat Kur'an'dan ve kendisi akıl eder.

32. Yazı
Salat vusta Ricalen ve rükbanen
Bakara 232'den 241'e kadar okursanız konunun namazla alakası olmadığını, tamamen boşanma, boşanma süreci, bu süreçte kadınlara haksızlık yapmama ve takvaya yakışır şekilde bilinçli davranma ile alakalı olduğunu göreceksiniz. Bu bağlamda namaz diye çevrilen salat etme ayetleri bağlamdan çok kopuk bir anlam olmakta, sunulan mesajla çok alakasız tezahür etmektedir. Yapılan yanlış her salat görüldüğünde namaz diye çevrilmesinden kaynaklıdır. Şimdi siz buradan namazın tarifini bulduğunuzu iddia ediyorsunuz? Ben ayette bir tarif göremedim. Ricalen ve Allah'ın öğrettiği şekilde ifadelerinden kasıt namaz kılmanın şekli iddiasında iseniz bu bağlamda namazın öğretisi olmadığı için bağlamı ve konusu namaz kılmanın şekli olan ayetler topluluğunu buldunuz mu yoksa Kur'an okumak diyerek bir o ayetten bir bu ayetten konulardan kopuk olarak şekil mi üretmeye çalıştınız ya da çalışıyorsunuz? Müslümanların sıkıntısı önce atalardan bir ibadet uygulama şekli bulmaları ve ona iman etmeleri sonra o şekli Allah'ın dini diye Kur'an ayetlerinden üretmeye çalışmaları oluyor. Bu ayetlerde salat, salatül vusta vs sunumları namazla alakalı olmayıp tamamen boşanma sürecindeki hakkaniyetli olma ile ilgilidir ve bu konuda uyarı ayetlerin sunumlarına titizlikle uyma konusuyla ilgilidir diye düşünüyorum.

33. Yazı
Dinin aslı da tezahürü de direği de salattır. Salat yönelimdir. Salatı ikame de yönelimi gereğince ifa etmek. Esselat her durum ve şart ortamına dair Kur'an nurunun insanlığa tuttuğu ışıktır yüklediği misyondur atadığı görevdir. Akıl etmek de aydın olmak da safını doğru belirlemek de gereğini hakkıyla yapmak da olup bitenleri doğru okumak da alemlerin sahibine bilinçli olmak da tevhid üzere olup şirkten kaçınmak da etrafımıza duyarlı olmak da salattır ve salatı hakkıyla ifa etmek salatı ikame etmektir. Salat ikame edilseydi ne fetö hüsranına uğrayacaktık ne de insanlık bilimist plandemilerin ağına takılıp bu travmaları yaşayacaktı.

34. Yazı
Allah ve melekleri nebiye selat eder, siz de ona selat edin ve selam üzere olun ayeti
Salat fiil olarak tefil babında "ala" harfi cerri ile kullanıldığında yani "sella ala" olarak cümlede kullanıldığında önemsemek, iyilik üzere gözetmek anlamına gelir. Bu önemseme önemseyen tarafın önemsediği tarafa göre makamına durumuna göre tezahür eder. Allah ve melekleri nebiye salat eder siz de ona salat edin ve kendisine karşı tam bir esenlik üzere olun ayetinde Allah ve meleklerinin Muhammed Nebiyi önemsediği ve bu minvalde onu sahiplendiği, ona karşı merhamet üzere olduğu ve onu vahyin aydınlığı ile desteklediği ifade edilmekte, çevresindeki inananlardan da onu önemsemeleri yani bu minvalde onu kıracak üzecek her türlü düşüncesizlikten geri durmaları gerektiği, hep iyilik üzere onun yanında yer almaları gerektiği ifade edilmektedir. Bu ayet resulullahın yemek davetine icabet edenlerin yemek esnasında ve sonrasında uymaları gereken hususlarla ilgili uyarıldıkları ayetlerin devamında gelmektedir.

35. Yazı
Savaşta salat savaşın bizzat kendisidir.
Nisa 101-102. Ayetlerde savaşta namazın nasıl kılınacağının anlatıldığı söylenir. Oysa ayetin savaş ortamıyla alakası yoktur. Ayet seferden bahsediyor ve düşman saldırısı riski ortamında dikkatli olun diyor. Savaşta namaz canını düşmana siper etmenin bizzat kendisidir.

36. Yazı
Kişi herhangi bir ibadeti ya da insanların gözünde ibadet ya da değerli bilinen herhangi bir şeyi insanların gözünde bir değer edinme açısından, öyle bilinme açısından yapıyor ve böylece herhangi bir şekilde nemalanma yolunu gözetiyor ise işte Kur'an öyleleri için "fe veylun lil musallin" diyor.

37. Yazı
Namaz için bazı ayetleri tahrife değer mi?
Namazı ifade edebileceğin başka ayetler bulamadın mı? Aşağıdaki ayetlerde çeviriye namaz yazdın ya da yazdılar ya ayette namaz diyor sandın ve söylenende bir tutarsızlık fark edemedin öyle mi?
Şunu bil ki Şuayb'a bunu emreden şey namaz değil üzerinde olduğu risaletin öğretisi idi, tebliğ ettiği vahyin aydınlığı idi yönelimi idi. Vahyin yüklediği misyondu görevdi. Essalat vahyin öğretisi olan görevdir misyondur yönelimdir tavırdır. vahyin gereği her ne ise işte esSalat odur ve vahyin gereğini hakkıyla yapmak da salatı ikame etmektir ve esSalat vakitli farz kılınmıştır zira vaktinden sonra yapılamaz. Mesela düşman vatana kastetse düşmana karşı koyacağın vakit bellidir. Vakti geçti mi can da mal da namus da vatan da elden gitmiş olur. esSalatı ikame etme vahyin öğretisine hakkıyla uymanın ta kendisidir. Salat el takısı alır zira vahyin öğretisi olarak bilinendir, bilinen tavırdır, gereken görevdir yüklenen misyondur, amaç edinilen yönelimdir.
Diğer iki ayete gelince az akıl ediniz. Git camiye ya da evde kıl namazı ve dua et. Fakirsen işşsizsen bilgisizsen vs artık her ne isen Allah çözüm verir mi sabır ve salatla istemek bu mudur yoksa sabırla çözüm aramak gereğini yapmak ve öyle dua etmek midir? Mesela düşman vatan topraklarına kastetse kıl namazı sabret dua et vatan kurtulur mu? Gereğini yapmazsan Allah yardım eder mi? Yoksa gereğini sabırla yapman gerekiyor olabilir mi ve salattan kasıt bizatihi vahyin öğretisi olan bir bilinç üzere gereğini yapmak olabilir mi? Binayı sabırla hakkıyla bina edeceğine duyarlı olmazsan, gereğince kurmazsan, masraftan kaçınır gereğinden kısarsan ve vaktinde elinden geldiğince gereğini yapmazsan ve bu tavrınla sağlam olsun diye dua edersen sağlam olur mu, Allah'ın yardımı ve koruması seninle olur mu ve küçücük bir sarsıntıda bile o binaya güven olur mu? Bu ayetler şunu diyor vahyin öğretisine uyarak ve sabırla gereğini yaparak yardım dile. Mesela cepheye gidip düşmana göğsünü siper ederek yardım dile. Binanı gereğince kurarak yardım dile, eğitimini gereğince yaparak yardım dile, adalete hakkıyla uyarak yardım dile. Bu uğurda sabırla ve gereğine hakkıyla uyarak yardım dile. İşte sabır ve salatla yardım dileme budur. İşte essalat gereğini yapmaktır vahyin öğretisi üzere gereğince tavır takınmaktır. İşi boşlamamak görevi vahyin öğretisi üzere hakkıyla yapmaktır.
Aşağıdaki çeviriler kendi içinde çelişiktir. Şüphe yok ki ezberci olarak kapaklanmayıp akıl eden için bu fark edilebilir.
___________
"Dediler ki: “Ey Şu'ayb! Babalarımızın taptığını, yahut mallarımız hakkında dilediğimizi yapmayı terk etmemizi sana namazın mı emrediyor?" (Hud 11/87)
"Sabrederek ve namaz kılarak (Allah’tan) yardım dileyin. Şüphesiz namaz, Allah’a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir." (Bakara 2/45)
"Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak Allah’tan yardım dileyin. Şüphe yok ki, Allah sabredenlerle beraberdir." (Bakara 2/153)

38.Yazı
Salat yönelimdir tesbih yöneliş. Salat yönelimi, amacı ve misyonu ifade eder tesbih yönelişi, gidişi ve varışı ifade eder. Salatı ikame etmek gösteriş üzere ya da yapmacık olmamayı gereğini üstünkörü yapmamayı hakkıyla tam gereğince ifa etmeyi ifade eder. Tesbih etmek amaca yönelişte olmayı amaç üzere yolculukta olmayı ifade eder.

39. Yazı
Bizim bu hayatta misyonumuz nedir
Misyon kişi için varlık sebebi, yaşam amacı, hayat ilkesi, duruş yönelimi, insanlık görevi demektir. Arapçası salattır Türkçesi yönelimdir. Allah'ın ayetlerini akıl eden ve salim bir bakış açısı ile yönelim edinen kimsenin misyonunu Allah'ın ayetleri belirler. Böyle bir esenlik duruşu üzere safını belirlemiş ya da misyonunu edinmiş kimsenin misyonu yani yönelimi, akıl etmektir, Allah'ın ayetleri üzere yol almaktır, adaletli olmaktır, hakkaniyetli olmaktır, ölçüyü tartıyı doğru yapmaktır, haksızlıktan aşırılıktan belirsizlikten geri durmaktır, aydın olmaktır, karanlığa ışık olmaktır, aydın yolda mücadeleci olmaktır, bozguncuların karşısında durmaktır, hakkı hukuku tutup ayağa kaldırmaktır, ezbercilikle savrulmamaktır, atalar dinî ile kapaklanmamaktır, ufku açık olmaktır, aydın olmaya ve hakkaniyetli olmaya çağrısı olmaktır.
Tüm bunları Kur'an ayetleri belirlediği için salat Kur'an dilinde lamı tarifle esSalat adını alır. Kişi bu misyonu gösteriş üzere ve öylesine ya da iş olsun diye değil tam hakkıyla yerine getirme, tam gereğince amel edinme durumunda olduğu için Kur'an buna salatı ikame der. Tıpkı Şuayip resul gibi. Ona senin salatın mı (yönelimin mi, misyonun mu) bunu emrediyor demişlerdi. Allah bir duruşu düşünüşü ve çağrısı olmayana ne diye değer versin?

40. Yazı
Kur'an salat etme (sella yusalli ve musalli) fiilini ayetleri dikkate alma, ayetlerin aydınlığına yönelimde olma, ayetlerin aydınlığıyla yönelimde olma ve ayetlerin aydınlığında yol alma anlamında kullanır. Kur'an, kelimenin anlamını fela saddaka vela SELLA velakin kezzebe ve TEVELLA ayetinde net ortaya koyar ve salat etme fiilinin anlamının tevella etmenin tam zıddı olduğunu ifade eder.

41. Yazı
Anlamı tahrif edilmiş ayetlerden bir örnek.
Nasıl çevrildiğine farklı meallerden bakınız.
Mesela diyanet meali şöyledir:
(Ey Muhammed!) Kitaptan sana vahyolunanı oku, namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz, insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkor. Allah’ı anmak (olan namaz) elbette en büyük ibadettir. Allah, yaptıklarınızı biliyor. (Ankebût 29:45, Diyanet İşleri)
Gelelim ayeti kendi bağlamında ve aklederek okumaya
اتْلُ مَا أُوحِيَ إِلَيْكَ مِنَ الْكِتَابِ وَأَقِمِ الصَّلَاةَ ۖ إِنَّ الصَّلَاةَ تَنْهَىٰ عَنِ الْفَحْشَاءِ وَالْمُنْكَرِ ۗ وَلَذِكْرُ اللَّهِ أَكْبَرُ ۗ وَاللَّهُ يَعْلَمُ مَا تَصْنَعُونَ
(Ankebût 29:45)
45.Sana kitaptan vahiy buyrulanı oku ve salatı ikame et. Doğrusu salat her türlü fahşadan ve münkerden geri tutar. Allah’ın ZİKRİ en üst mertebedir. Allah yapıp ettiklerinizi bilir.
YANİ Ayet diyor ki
Sana vahyolunan Kur'an'ı oku ve içeriğinde verilen mesajların gereğine hakkıyla uy. Kur'an'ın öğretilerine hakkıyla uymak her tür aşırılıktan ve kötülükten geri tutar. Allah'ın mesajı ve öğüdü olan öğretisi en üst mertebedir en üst değerdir. Allah yapıp ettiklerinizi bilir.
Ayette denilen şey namaz olsaydı kitabın içeriğinin namazdan ibaret olması ya da Kur'an'ın namaz hocası mahiyetinde bir kitap olması gerekirdi. Kitabı okumak Kitabın tüm içeriği ile aydın olmayı ve tüm içeriğini hayata hakkıyla taşımayı gerektirir. Kitabın öğretisi namazdan ibaret değil ki kitabı okumak namaz kılmayı gerektirmekten ibaret olsun. Ayrıca bu çeviri doğru olsaydı yani ayet namaz hertür kötülükten ve hayasızlıktan geri tutar diyor olsaydı namaz kılan herkesi namazın tertemiz kılıyor, hertür kötülükten ve haksızlıktan geri tutuyor olması gerekirdi. İşin doğrusu Kur'an'ın içeriğine hakkıyla uymak, Kur'an'ın öğretisiyle aydın olmak, Kur'an'ın öğretisiyle bilinçli duyarlı yol almak gerçekten de kişiyi hertür kötülükten ve hayasızlıktan geri tutar.
________________________
Anlamı tahrif edilmiş ayetlerden bir başka örnek. Nasıl çevrildiğine farklı meallerden bakınız.
Mesela diyanet meali şöyledir:
Onlar şöyle derler: “Biz namaz kılanlardan değildik.” (Müddessir 74:43, Diyanet İşleri)
Gelelim ayeti kendi bağlamında aklederek okumaya
قَالُوا لَمْ نَكُ مِنَ الْمُصَلِّينَ
(Müddessir 74:43)
Derler ki: Biz salat edenlerden değildik.
YANİ Ayet diyor ki
42.Sizi Sekar’a sürükleyen nedir?
43.Şunu derler:
Biz salat edenlerden değildik
(Yani biz
ayetlere kulak verenlerden değildik,
ayetleri dikkate alanlardan değildik,
ayetlerden ders alanlardan değildik,
ayetleri akıl edenlerden değildik,
ayetler üzere yol alanlardan değildik,
resulün Allah'a çağrısı olan tebliği Kur'an'a duyarlı olanlardan değildik.
ayetlerin öğretisine uyanlardan değildik
Ve neticede)
44.İhtiyacı olanı doyurmazdık.
45.Sürüklenenlerle sürüklenirdik.
46.Din gününü yalanlardık.
47.Sonunda kesin olan bize de ulaştı.
48.Artık şefaatçilerin şefaatleri onlara fayda etmez!
SALAT ETMENİN ANLAMINI BİZE KUR'AN HEM BU BAĞLAMDA HEM DE KIYAME 31-32 BAĞLAMINDA VERİYOR
Kıyame suresinde şöyle diyor.
Fela seddaka ve la SELLA
velakin kezzebe ve TEVELLA
فَلَا صَدَّقَ وَلَا صَلَّىٰ
وَلَٰكِنْ كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰ
Ama ne yazık ki anlamı tahrif edilen ayetlerden biri de Kıyame 31-32 ayetler Mesela diyanet ayetin bağlamını hiç ama hiç dikkate almayarak bakın nasıl çevirmiş
O, (Peygamberi) doğrulamamış, namaz da kılmamıştı. (Kıyâme 75:31, Diyanet İşleri)
Oysa net olarak Kıyame Suresi salat etmek tevella etmenin zıddıdır diyor. Tıpkı saddaka fiilinin kezzebe fiilinin zıddı olması gibi. Kur'an'ın tevella fiilini ne anlamda kullandığı Kur'an'da nettir. Tüm tevella geçen ayetleri meallerden araştırırsanız göreceksiniz ki tevella Kur'an'ın tebliğine kulak tıkamaktır, ayetleri dikkate almamaktır, ayetler üzere yol almamaktır, ayetlerle zıtlaşmaktır.
Yani birilerinin iddia ettiği gibi cennete namaz kılmakla girilmiyor. Cennete Allah'ın vahyi resulün tebliği Kur'an'ın aydınlığında olmakla, Kur'an'ın öğretisine hakkıyla uymakla giriliyor. Gaflet ve ezberlerle değil, akıl etmekle, iyi niyetli uygun iradeli olmakla giriliyor. Zira Kur'an'ın öğretisine uymakla iyi bir insan olunuyor iyi bir ömür yaşanıyor, Kur'an'ın öğretisine uymakla aydın olunuyor ve onun bunun söylentisiyle karanlığa düşülmüyor, huzuru ilahide Allah'tan başka bir şefaatçi umma gafletine düşülmüyor, Allah'tan başka bir evliya edinilmiyor.
Araf 3 Rabbinizden size indirilene uyun. Onun berisinde evliya diye birilerine uymayın. Az olsun düşünmüyorsunuz!

42. Yazı
Namaz insanı her tür kötülükten alıkoyar mı?
Eğer öyle olsaydı namaz kılan hiç kimsenin kötülükle işi olmaması gerekmez miydi? Namaz kılan niceleri için namazın böyle bir neticesi olmadığı net ortadadır?
Ayette kötülüklerden geri tutar buyrulan salat namaz anlamında değildir. Esasen namaz anlamında olsa zaten ayet yanlış olurdu. Zira ayet mutlak bir gerçeği ifade ediyor ve kastedilen salat bir kişiyi bile kötülükten alıkoymasa ayetin vurguladığı gerçeklik gerçek dışı olurdu.
Ankebut 45'te essalat namaz değildir. Kitabı oku ve essalatı ikame et ifadesini kitabı oku ve namazı kıl diye çevirebilmek için kitabın içeriğinin namazdan ibaret olması gerekir. Kitabın içeriği essalattan ibarettir. Essalat kitabın yüklediği misyondur Kitabın gösterdiği yönelimdir. Kitabın yüklediği misyon ve gösterdiği yönelim insanı her türlü kötülükten ve fuhşiyattan alıkoyar bu doğrudur ama namazın her türlü kötülük ve fuhşiyattan alıkoymadığı zaten net ortadadır.
Bakara 3'te ellezine yuminune bi elgaybi ve yukimune essalah ifadesini onlar gayba inanırlar ve namazı kılarlar diye çevirebilmek için inanılan gaybın bildirilerinin namazdan ibaret olması gerekir. Ayette iman edilmesi ifade edilen gayb elgayptır ve elgayb gaybtan haber veren Kur'an'ın bildirileri demektir. Ayetin dediği şey onlar Kur'an'ın gaybi bildirilerine inanırlar ve o bildirilerin yüklediği misyonu, gösterdiği yönelimi ikame ederler yani ayakta tutarlar, gereğini hakkıyla yerine getirirler anlamındadır. Yani onlar Kur'an'ın sunduğu gaybın haberlerine inanırlar ve Kur'an'ın yüklediği misyonu hakkıyla üstlenirler demektir. Ayetin öz olarak dediği şey onlar Kur'an'ın bildirilerine inanırlar ve gereğini hakkıyla ifa ederler anlamındadır.
Anlamı tahrif edilmiş ayetlerden bir örnek.
Nasıl çevrildiğine farklı meallerden bakınız.
Mesela diyanet meali şöyledir:
(Ey Muhammed!) Kitaptan sana vahyolunanı oku, namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz, insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkor. Allah’ı anmak (olan namaz) elbette en büyük ibadettir. Allah, yaptıklarınızı biliyor. (Ankebût 29:45, Diyanet İşleri)
Gelelim ayeti kendi bağlamında ve aklederek okumaya
اتْلُ مَا أُوحِيَ إِلَيْكَ مِنَ الْكِتَابِ وَأَقِمِ الصَّلَاةَ ۖ إِنَّ الصَّلَاةَ تَنْهَىٰ عَنِ الْفَحْشَاءِ وَالْمُنْكَرِ ۗ وَلَذِكْرُ اللَّهِ أَكْبَرُ ۗ وَاللَّهُ يَعْلَمُ مَا تَصْنَعُونَ
(Ankebût 29:45)
45.Sana kitaptan vahiy buyrulanı oku ve salatı ikame et. Doğrusu salat her türlü fahşadan ve münkerden geri tutar. Allah’ın ZİKRİ en üst mertebedir. Allah yapıp ettiklerinizi bilir.
YANİ Ayet diyor ki
Sana vahyolunan Kur'an'ı oku ve içeriğinde verilen mesajların gereğine hakkıyla uy. Kur'an'ın öğretilerine hakkıyla uymak her tür aşırılıktan ve kötülükten geri tutar. Allah'ın mesajı ve öğüdü olan öğretisi en üst mertebedir en üst değerdir. Allah yapıp ettiklerinizi bilir.
Ayette denilen şey namaz olsaydı kitabın içeriğinin namazdan ibaret olması ya da Kur'an'ın namaz hocası mahiyetinde bir kitap olması gerekirdi. Kitabı okumak Kitabın tüm içeriği ile aydın olmayı ve tüm içeriğini hayata hakkıyla taşımayı gerektirir. Kitabın öğretisi namazdan ibaret değil ki kitabı okumak namaz kılmayı gerektirmekten ibaret olsun. Ayrıca bu çeviri doğru olsaydı yani ayet namaz hertür kötülükten ve hayasızlıktan geri tutar diyor olsaydı namaz kılan herkesi namazın tertemiz kılıyor, hertür kötülükten ve haksızlıktan geri tutuyor olması gerekirdi. İşin doğrusu Kur'an'ın içeriğine hakkıyla uymak, Kur'an'ın öğretisiyle aydın olmak, Kur'an'ın öğretisiyle bilinçli duyarlı yol almak gerçekten de kişiyi hertür kötülükten ve hayasızlıktan geri tutar.
________________________
Anlamı tahrif edilmiş ayetlerden bir başka örnek. Nasıl çevrildiğine farklı meallerden bakınız.
Mesela diyanet meali şöyledir:
Onlar şöyle derler: “Biz namaz kılanlardan değildik.” (Müddessir 74:43, Diyanet İşleri)
Gelelim ayeti kendi bağlamında aklederek okumaya
قَالُوا لَمْ نَكُ مِنَ الْمُصَلِّينَ
(Müddessir 74:43)
Derler ki: Biz salat edenlerden değildik.
YANİ Ayet diyor ki
42.Sizi Sekar’a sürükleyen nedir?
43.Şunu derler:
Biz salat edenlerden değildik
(Yani biz
ayetlere kulak verenlerden değildik,
ayetleri dikkate alanlardan değildik,
ayetlerden ders alanlardan değildik,
ayetleri akıl edenlerden değildik,
ayetler üzere yol alanlardan değildik,
resulün Allah'a çağrısı olan tebliği Kur'an'a duyarlı olanlardan değildik.
ayetlerin öğretisine uyanlardan değildik
Ve neticede)
44.İhtiyacı olanı doyurmazdık.
45.Sürüklenenlerle sürüklenirdik.
46.Din gününü yalanlardık.
47.Sonunda kesin olan bize de ulaştı.
48.Artık şefaatçilerin şefaatleri onlara fayda etmez!
SALAT ETMENİN ANLAMINI BİZE KUR'AN HEM BU BAĞLAMDA HEM DE KIYAME 31-32 BAĞLAMINDA VERİYOR
Kıyame suresinde şöyle diyor.
Fela seddaka ve la SELLA
velakin kezzebe ve TEVELLA
فَلَا صَدَّقَ وَلَا صَلَّىٰ
وَلَٰكِنْ كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰ
Ama ne yazık ki anlamı tahrif edilen ayetlerden biri de Kıyame 31-32 ayetler Mesela diyanet ayetin bağlamını hiç ama hiç dikkate almayarak bakın nasıl çevirmiş
O, (Peygamberi) doğrulamamış, namaz da kılmamıştı. (Kıyâme 75:31, Diyanet İşleri)
Oysa net olarak Kıyame Suresi salat etmek tevella etmenin zıddıdır diyor. Tıpkı saddaka fiilinin kezzebe fiilinin zıddı olması gibi. Kur'an'ın tevella fiilini ne anlamda kullandığı Kur'an'da nettir. Tüm tevella geçen ayetleri meallerden araştırırsanız göreceksiniz ki tevella Kur'an'ın tebliğine kulak tıkamaktır, ayetleri dikkate almamaktır, ayetler üzere yol almamaktır, ayetlerle zıtlaşmaktır.
Yani birilerinin iddia ettiği gibi cennete namaz kılmakla girilmiyor. Cennete Allah'ın vahyi resulün tebliği Kur'an'ın aydınlığında olmakla, Kur'an'ın öğretisine hakkıyla uymakla giriliyor. Gaflet ve ezberlerle değil, akıl etmekle, iyi niyetli uygun iradeli olmakla giriliyor. Zira Kur'an'ın öğretisine uymakla iyi bir insan olunuyor iyi bir ömür yaşanıyor, Kur'an'ın öğretisine uymakla aydın olunuyor ve onun bunun söylentisiyle karanlığa düşülmüyor, huzuru ilahide Allah'tan başka bir şefaatçi umma gafletine düşülmüyor, Allah'tan başka bir evliya edinilmiyor.
Araf 3 Rabbinizden size indirilene uyun. Onun berisinde evliya diye birilerine uymayın. Az olsun düşünmüyorsunuz!
42. Yazı
Youtubede Arap kanallarını ya da Arapça videoları izlediğimde görüyorum ki Araplar konuşmalarında namazı kastettiklerinde tek başına salat ya da salatı ikame ifadelerini kullanmıyorlar. Zira salat kelimesinin anlamı namaza hasredilecek kadar dar değil ve salatı ikame emri Kur'an'da namaz kılmayı ifade edecek olarak belirli bir ifade değil. Salatı ikame etmek ifadesi Kur'an'da Allah'ın ayetlerinin gereğine hakkıyla uymayı vurgulayan bir ifade. O bakımdan günümüzde Araplar bu meseleyi konuşurken namazı kastetmek istediklerinde muhataplar tarafından doğru anlaşılabilmeleri için "essalatul harekiyye" diyerek kastettiklerinin namaz olduğunu vurgulamaya çalışıyorlar.

43. Yazı
Salat hayatın her anındadır, uyku zamanları hariç.
Salat ayetlerin öğretisi olan bilinç hali ve görevlerin tamamıdır. Salat Kur'an'ın yüklediği misyondur. esSalat şeklinde belirli olması Kur'an ayetleri ile öğretilen bilinç hali ve görev olmasındandır. İkame etmek bir şekil yapmak ya da kılmak anlamında bir fiil değildir. İkame etmek gereğine hakkıyla uymak, görevi öylesine değil hakkıyla ifa etmek anlamını ifade eden bir fiildir. Salatul işa ve salatul fecr denmesi bu vakitlerin uykuya dalınacak günün son zamanını ve uykudan kalkılacak günün ilk zamanını ifade etmesindendir. Zira salat uykuda olunmayan her vakittir ve ikamesi uykuda olunmayan her vakitte o anın üzerindeki sorumluluğunu hakkıyla ifa etmekle ilgilldir. Essalatul vusta bir zamanı değil bir niteliği ifade eder. Zaten sıfat tamlasıdır ve boşanma kurallarının öğretildiği ayetler bağlamında kullanılan bir ifadedir. Salatul vusta yapılması meşru olanlar arasında en uygununu en idealini tercih etme ile ilgili bir kavramdır.
Gelelim "gündüzün iki tarafı" olarak ifade olunan salatı ikame vakitlerine. Hud 114. Ayetteki zülefen minelleyl gecenin gündüze bitişik vakitlerini yani uykuya geçiş ve uykudan kalkış zamanlarını ifade eder ki salatul işa ve salatul fecr olarak ifade olunan zamanlardır. Ayetteki Gündüz bir süreçtir. Gündüzün bir tarafı ortasından önceki süreçtir. Gündüzün diğer tarafı ortasından sonraki süreçtir. Gündüzün ortası ise Nur 58. Ayette ifade olunan öğle vakti elbiselerin çıkarıldığı yani uykuya dalındığı vakittir. Ayette gündüzün iki tarafı vurgusu gündüz uykuda olunmayan tüm süreçlerde yani öğle uykusu öncesinde ve sonrasında ayık olunan, hayatta olunan tüm zamanlarda salatın ikamesinin emredilmesinden dolayıdır. Kişi uykuda olduğu yani iradesinin işlemediği zamanlar hariç tüm zamanlarda salatı ikame etmekle memurdur. Salatı ikame et emri asla namaz kıl emri değildir. Bir değneği düşünün. Ortadan bir çizgi çekin. Derneğin iki tarafı o çizginin iki tarafının tamamıdır. Bazıları bu ayeti gündüzün iki ucunda diye tahrif ediyor. Ayet tarafeyinnehar yani gündüzün iki tarafı diyor. Bu iki taraf kaylule uykusuna göre bir tanımlamadır. Bilindik kültürel dine göre değil ayetlerin bağlamlarına göre Kur'an'ın mesajını okumak durumundayız.

___________________________________________
Başlık Başlık Salat Konusunu Ele Alan Bazı yazılarım
&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

Nebiye salat etmek
Allah ve melekleri nebiye salat eder, siz de ona salat edin
Salat fiil olarak tefil babında "ala" harfi cerri ile kullanıldığında yani "sella ala" olarak cümlede kullanıldığında önemsemek, iyilik üzere gözetmek anlamına gelir. Bu önemseme önemseyen tarafın önemsediği tarafa göre makamına durumuna göre tezahür eder. Allah ve melekleri nebiye salat eder siz de ona salat edin ve kendisine karşı tam bir esenlik üzere olun ayetinde Allah ve meleklerinin Muhammed Nebiyi önemsediği ve bu minvalde onu sahiplendiği, ona karşı merhamet üzere olduğu ve onu vahyin aydınlığı ile desteklediği ifade edilmekte, çevresindeki inananlardan da onu önemsemeleri yani bu minvalde onu kıracak üzecek her türlü düşüncesizlikten geri durmaları gerektiği, hep iyilik üzere onun yanında yer almaları gerektiği ifade edilmektedir. Bu ayet resulullahın yemek davetine icabet edenlerin yemek esnasında ve sonrasında uymaları gereken hususlarla ilgili uyarıldıkları ayetlerin devamında gelmektedir.

Namaz kılmamanın azabı
Allah namaz kılmayana ahirette azap eder mi
Eğer salat etmek namaz kılmaksa elbet namaz kılmayana ilahi huzurda hesabı sorulur. Zira Kur'an salat etmeyenlerin cehennemi boylayacağını ifade ediyor. (Müddessir 42-43) Mesele salatın ne olduğu, salat etmenin ne olduğu ve salatı ikame etmenin ne olduğu ile ilgili. Kur'an sürekli salatı ikame edin ve zekatı ita edin der. Bence asıl sorun güya müslüman olanların atalar dini ezberlerini İslam sanmaları ve Kur'an'ı okuyup anlamaya çalışmamaları (Muhammed 24 Nisa 82 Kamer 17 22 32 40 Hud 1-2 Yunus 15 Hucurat 16 Furkan 30) Kur'an'ın ne dediğini ne anlattığını ne istediğini düşünmemeleri akıl etmemeleri, Kur'an'ı şiir ya da musiki yapmaları (Yasin 69-70) ve kulaktan dolma ya da o kitaptan bu kitaptan bulma ezberleri din sanmaları. (Kalem 36-37 Casiye 6 Enam 114-117) İşte bu durumun ilahi huzurdaki hesabı ağır olacak. Esasen Kur'an'ı kendisi okuyan bu soruların cevabını ondan bundan değil bizzat Kur'an'dan ve kendisi akıl eder.

Ankebut 45: Salatı ikame et
Ankebut 45'te essalat namaz değildir
Kitabı oku ve essalatı ikame et ifadesini kitabı oku ve namazı kıl diye çevirebilmek için kitabın içeriğinin namazdan ibaret olması gerekir. Kitabın içeriği essalattan ibarettir. Essalat kitabın yüklediği misyondur Kitabın gösterdiği yönelimdir. Kitabın yüklediği misyon ve gösterdiği yönelim insanı her türlü kötülükten ve fuhşiyattan alıkoyar bu doğrudur ama namazın her türlü kötülük ve fuhşiyattan alıkoymadığı zaten net ortadadır.

Bakara 3'te ellezine yuminune bi elgaybi ve yukimune essalah ifadesini onlar gayba inanırlar ve namazı kılarlar diye çevirebilmek için inanılan gaybın bildirilerinin namazdan ibaret olması gerekir. Ayette iman edilmesi ifade edilen gayb elgayptır ve elgayb gaybtan haber veren Kur'an'ın bildirileri demektir. Ayetin dediği şey onlar Kur'an'ın gaybi bildirilerine inanırlar ve o bildirilerin yüklediği misyonu, gösterdiği yönelimi ikame ederler yani ayakta tutarlar, gereğini hakkıyla yerine getirirler anlamındadır. Yani onlar Kur'an'ın sunduğu gaybın haberlerine inanırlar ve Kur'an'ın yüklediği misyonu hakkıyla üstlenirler demektir. Ayetin öz olarak dediği şey onlar Kur'an'ın bildirilerine inanırlar ve gereğini hakkıyla ifa ederler anlamındadır.

İsra 78 Hud 114 salatı ikame et
Hud 114 (gündüzün iki tarafı)
İsra 78 (güneşin ışımasından gecenin kararmasına kadar)
"Gündüzün öğle sıcağında elbiselerinizi çıkardığınızda" diye bir ifade var Kur'anda. Yani Araplar öğle vakti uyku vakti yaşarlar. Gündüzün iki tarafında salatı ikame et demek gündüzün öğle vakti uykusu öncesindeki ve sonrasındaki bölümlerinde yani ayık olduğun tüm zamanlarında salatı ikame et yani yönelimi gereğince ifa et yani misyonu hakkıyla ifa et emridir Resulullah'a. Ayet Resulullah'a diyor ki risalet misyonunu güneşin ışımasından gecenin kararmasına kadar (isra 78) gündüzün iki tarafında (hud 114) hakkıyla ifa et. Yani tebliğini yerine getir ve tebliğ ettiğin ayetleri yaşam edin hayata taşı.

İsra 78 güneşin ışımasından gecenin kararmasına kadar dediği için hud 114 gündüzün iki tarafı diyerek güneşin doğuşuyla öğle uykusu arasını ve öğle uykusundan güneşin batışına kadar olan gündüzün iki bölümünü zikrettikten sonra hayata uyanılan güneşin ışımasından yani sabah aydınlığı başlangıcından güneşin doğma vaktine kadar olan aralıktaki ve güneşin batmasından gecenin kararmasına kadar olan aralıktaki tüm zamanları da gece vaktinden olarak zülefen minelleyl diye zikrediyor. Yani ayık olduğun tüm zamanlarda vahyin aydınlığında risalet misyonunu hakkıyla ifa et demektir...

Salat misyondur yönelimdir
EsSalat Kur'an'ın yüklediği misyondur
esSalat her hal ve durumla ilgili Kur'an'ın öğretisi olan görevdir. EsSalatı ikame ise Kur'an'ın yüklediği misyonu Kur'an'ın öğretisi olan görevi savsaklamadan, boşlamadan, üstün körü olmaksızın tam gereğince ifa etmektir, hakkıyla icra etmektir.

"EsSalat bilinen salattır, bilinen salat ise namaz anlamındadır" diyenler İsra 78 gereği namazı beş vakit beş on dakika değil aksine tulukuşşemsten ğasakulleyle kadar sürekli aralıksız kılmalıdırlar. Çünkü ayet bu aralıkta beş on dakika bazı aralıklarda namaz kıl demiyor aksine tulukuşşemsten tâ ğasakulleyle kadar salatı ikame et diyor. Eğer birileri orada emir peygambere o yüzden namaz bize sürekli değil derseler ben derim ki orada esSalatı ikame emredildiğine göre ve size göre esSalat namaz olduğuna göre o zaman ayet Resulullah'a aralıksız olarak hiç durmadan güneşin tulukundan gecenin kararmasına kadar hayatı bırakıp, tebliği bırakıp namaz kılmayı mı emrediyor?

İsra 78. Ayetin bağlamı 73. Ayetten itibaren başlamaktadır. Ayet Resulullah'a diyor ki onların baskılarıyla sakın tökezleme, esSalatı yani Kur'an'ın sana yüklediği risalet misyonunu, hayat misyonunu, kulluk misyonunu güneşin tulukundan gecenin kararmasına kadar aralıksız ve tam gereğince ifa et, hakkıyla icra et...

Salatı ikame ve zekatı ita etmek
İkametussalah ve itauzzekah
Tevbe 60. ayetin bildiğimiz zekâtla alakası yoktur. Gelirleri devletin nerelere kimlere paylaştıracağı ve nerelere yatırım yapacağı ile ilgili bir ayettir. Gelirlerden pay alamayanların ileri geri konuşmalarına bir cevap olarak gelmiştir ve gerçekten mümin olsalar müslüman olsalar bize Allah ve Resulü yeter demeleri gerekirdi deniyor ayette. Ayetin bağlamı birkaç ayet yukarıdan başlamaktadır ve sayılan sınıflar bireylerin vereceği yerler değil devletin yatırım yapma alanlarıdır. Bize vermiyor diye peygamberin aleyhinde ileri geri konuşanların uyarıldığı ve onların gelirlerden pay ayrılacak kesimlerden olmadıkları bildirilmektedir.

Tevbe 60 bireylerle ilgili olmayıp devletin dağıtım alanlarıyla ilgili olduğu gibi ayrıca ayet zekatlardan değil sadakalardan söz etmektedir. Ayet "innemessadakatu" hitabıyla başlamaktadır. Allah sadaka yerine zekat diyebilirdi ama demedi. Çünkü Kur'an'da zekat bizim bildiğimiz anlamıyla kırkta bir diye de bir tanımlaması olan uygulamayla alakalı değildir. Zekat nitelikle ilgili bir kavram olup sadece mali bir konu değildir. Zekât kişide maddi manevi, bilgi birikim her ne varsa, elde uygun olan her ne varsa onu paylaşıp uygunluğu vermektir yani uygunluğu sağlamaktır.

Kur'an zekatı ita etmeyi hep salatı ikame etme ile birlikte kullanır. Çünkü zekatı ita etmek salatı ikame etmenin bir yansımasıdır bir neticesidir. İkametussalah ve itauzzekah demek yönelimi gereğince ifa etmek ve uygunluğu sağlamak demektir.

ESSALAT Kur'an'ın bireysel olsun toplumsal olsun insanlığa yüklediği misyondur. İkametussalah ise bu misyonu öylesine yapmak değil tam gereğince yapmaktır ve neticesi itauzzekahtır yani uyguluğu sağlamaktır.

Kur'an'da salat kelimesi için namaz anlamına gelmesi en uzak ihtimal olan kullanım ikametussalah kullanımıdır. Daha bakara suresi başında "ellezine yuminune bil gaybi ve yukimune ssessalate" denir. Yani onlar Kur'an'ın gaybi haberlerine inanırlar ve bu haberlerin yüklediği misyonu hakkıyla ifa ederler demektir. Ayeti gayba inanır ve namazı kılarlar diye çok sığ ve bağlamsız bir anlama indirgemişlerdir. Ankebut suresinde "kitap olarak sana vahyolunanı oku ve salatı ikame et" denir. Ayeti namazı kıl diye çevirirler. Oysa kitabı okumak içeriğe uymayı gerektirir. Kitabın tek içeriği namaz değildir. Ayetin dediği kitabı oku ve kitabın misyonunu hakkıyla ifa et yani kitabın içeriğine hakkıyla uydur.

Namaz vakti olarak yorumladıkkarı isra 78'in konusu 73. Ayetten başlar. Müşriklerin baskılarına boyun eğme, risalet misyonunu hakkıyla ifa et diyen İsra 78 onlar sana baskı yapıyor sen boşver namaz kıl diye anlamsız bağlamsız bir ifadeye dönüştürülmüştür.

İşin doğrusu sella yusalli fiili vahyin misyonu üzere yönelişte olmayı ifade eder. ESSALAT Kur'an'ın insanlığa yüklediği misyondur. İkametussalah ise Kur'an'ın sunumu olan misyonu hakkıyla ifa etmektir. İkametussalah işi boşlamamak, geçiştirmemek, üstünkörü yapmamak aksine hakkıyla ifa etmektir. İkametussalah ve itauzzekah ise yönelimi gereğince ifa etmek ve uygunluğu sağlamaktır.

Elhamdülillahi Rabbil Alemin. Değerlendirme alemlerin rabbi Allah'a aittir...

Salatı ikame etmek ne demek
Kur'an'da salatı ikame etmek namaz kılmak anlamında değildir
İkametussalah Kur'an vahyinin yüklediği misyonu hakkıyla ifa etmek demektir. Kur'an'ı tahrif etmek isteyenler ikametussalah kalıp ifadesini namaz kılmak diye tahrif etmişlerdir. Bu tahrifçiler tahriflerini ikame edebilmek için de nice kelimeleri daha tahrif ederek bağlamın zihne tutacağı nuru perdelemişlerdir. İsra suresi 78. Ayette 73. Ayetten itibaren okuyan için bağlam o kadar açıktır ki 78. Ayet Resulullah'a sen onların baskılarına yılma engellemelerine takılma güneşin ışımasından gecenin kararmasına kadar risaletini tebliğden geri durma derken ayeti güneşin batıya kaymasından gecenin kararmasına kadar namaz kıl diye tahrif etmişlerdir. Bu tahrifçiler o kadar tutarsızdırlar ki güneşin batıya kaymasından gecenin kararmasına kadar namaz kılmazlar. Aksine o kadar uzun süreçte sadece beş on dakikalık bir aralıkta namaz kılarlar. Araf 3. ayetten nasipsizler de onları evliya edinirler de bu kadar mantıksızlığı fark edemezler. Bu tahrifçiler kelimeleri de öyle tahrif etmişlerdir ki çelişkileri tahriflerinde bile ittifak hasıl etmemiştir. Zira bunların yazdıkları lügatlarda "tuluk eşşems" ifadesi güneşin batıya meyletmesi anlamında da yer alıyor güneşin batması anlamında da yer alıyor. Yani nereden baksan çelişki. Oysa "teleke yetluku" fiili çitilemek ovalamak sıvazlamak yoğurnak gibi anlamlara gelip "tuluk eşşems" ve "tuluk ennecm" olarak kullanıldığında güneşin ışıması ve yıldızın ışıması anlamlarına geliyor. İsra 78'de Allah Resulullah'a sen baskılara yılma güneşin ışımasından gecenin kararmasına kadar risalet misyonunu hakkıyla ifa et derken bu tahrifçiler ayeti onlar baskı yapsın, tebliğini engellesin ama sen boşver güneşin batıya kaymasından gecenin kararmasına kadar namaz kıl diye tahrif etmişlerdir. Hiçbir taklitçi de akıl edemiyor ki ayet öyle diyor olsa beş on dakika değil öğleden gece karanlığına kadar durmadan aralıksız namaz kılmaları gerekiyor. Tahrifçiler Kur'an'a lügat uyduruyor ama Kur'an açık net ve eksiksiz bir kitap olarak işi tahrifçilerin insafına bırakmıyor. "Fela seddeke vela sella velakin kezzebe ve tevella" buyurarak selat etmek tevella etmenin zıddıdır diyor. Yani selat Kur'an'ın yüklediği misyondur ikametussalah da o misyonu üstünkörü değil hakkıyla ifa etmektir diyor. Şimdi dileyenler Allah'ın lügatına inansınlar dileyenler de tahtifçileriin lügatına...

Yazıklar olsun o musallilere
"Yazıklar olsun o musallilere!" kimler ki onlar...
Ben derim ki esasen maun suresindeki musallilerden kastın kimler olduğu ayette net.

Şöyle ki
Salat yönelimdir. Sella yusalli fiil olarak Yönelimde bulunmak yani bir görevi ifa etmek ve yönelim üzere olmak yani görevin bilincinde ve eyleminde hareket ediyor olmaktır.

esSelat ise yani belirlilik takısıyla Yönelim ise Kur'an'ın gösterdiği yoldur, Kur'an'ın yüklediği misyondur, Kur'an'ın yüklediği sorumluluktur, Kur'an'ın aydınlığında gereğince üzerinde olunması gereken eylemlerdir, kitabın gerektirdiği hayat yönelimidir.

İkametussalah ise yönelimi gereğince ifa etmektir. Mesela öğretmenliği ikame etmek demek öğretmenliği gereğince hakkıyla sorumluluk bilinciyle icra etmek demektir. Doktorluğu ikame etmek demek doktorluğun gereklerini üstün körü değil gereğince yapmak, insanların sağlığı için fedakar olmak demektir. Kitabı ikame etmek demek kitabın buyruklarını hayata taşımak, kitaba gereğince uymak demektir.

İkametussalah yani salatı ikame etmek ise hangi zamanda hangi mekanda hangi iş hangi olay ve hangi sorumluluk üzerinde isek kitabın aydınlığında gereğini gereğince ifa etmek, işi savsaklamamak, görevi boşlamamak, misyonu hakkıyla icra etmek demektir.

Toplumda bazı insanlar özde hiç samimi değilken, hiçbir işi Allah rızasını, toplum haklarını gözeterek yapmaz iken adamlık ve itibar adına nemalanmak için toplumsal değerlere yani kabul gören eylemlere tutunarak gösteriş yapıp taslarlar ve toplumda ahkam kesmenin iplerini ellerinde tutarlar. İyiliklere de görünüşte sahip çıkarak kendilerini pazarlarlar. Yaptıkları sadece gösteriştir, bir şeylerden nemalanmaktır, üste çıkmaktır, makam devşirip ahkam kesmektır. Yoksa kim ölmüş kim kalmış kimin ne ihtiyacı var kimin ne sıkıntısı var umurlarında bile değildir. İşte maun suresi bu işgüzarlara yazıklar olsun diyor. İşleri güçleri taslamak, gösteriş yapıp ahkam kesmek diyor. Maun Suresindeki musalli ifadesinin namazla şöyle bir alakası kurulabilir ki eğer birileri bugün namazla nemalanıyor ve dindarlık adına sanki islamın sahibi gibi birilerine Tanrı adına ahkam kesiyorlarsa tıpkı sakalla cüppeyle sarıkla nemalanma gibi elbet onlar da bu ayetteki vay haline olan musallilerdir. Yani buradaki musalliler nemalanabileceği toplumsal değerler ve toplumda kabul gören eylemler üzerindeki tüm yönelişlerini, toplum önündeki tüm eylemlerini gösteriş için taslamak için yapıp özde ise işin gerçekliği ile, gerçek iyilik ile alakaları dahi olmayan ve fırsatları ne kadarsa o kadar bozucu olanlardır, makamlarını mevkilerini ünvanlarını sadece isim için itibar için icra edip özde yapıcı ve iyilik için çırpınıcı olmayanlardır...

Gündüzün iki tarafında salat
Gündüzün iki tarafında salatı ikame etmek
Gündüzün iki tarafı demek öğle uykusu (kaylule) öncesi ve sonrası ayık olduğun günün iki tarafı demek. Zülefen minelleyl gecenin uykuda olunmayan gündüze yakın zamanları demek.

Araplar gündüz öğle vakti sıcağında elbiselerini çıkarıp uyurlardı. Bunu Kur'an "öğle sıcağında elbiselerinizi çıkardığınızda da kapınızı çalıp izin istesinler" diyerek beyan etmektedir. Gündüzün iki tarafı demek gündüzün öğle uykusu öncesindeki bölümü ve öğle uykusu sonrasındaki bölümü yani uykuda değil hayatta olduğunuz gündüzün iki tarafı demektir.

Gündüzün iki tarafında salatı ikam et demek gündüzün hayatta olduğunuz yâni uykuda olmadığınız iki bölümünde Kur'an'ın yüklediği misyonu hakkıyla ifa et demektir.

Gecenin zülüfleri ise güneşin batmasından gecenin kararmasına kadar olan aralık ve güneşin ışımasından güneşin doğmasına kadar olan aralıktır.

Gece vakti güneşin batmasından güneşin doğmasına kadar sürer. Güneşin batmasından gecenin kararmasına kadar olan aralıkta ve güneşin ışımasından güneşin doğmasına kadar olan aralıkta insan uyanık olur ki o vakitler gecenin zülefleridir. Yani Hud 114. Ayette gündüzün iki tarafı ve gecenin zülefleri nitelemesi yapılarak uykuda değil hayatta olunan tüm zamanlar ifade edilmektedir ve hayatta olunan her zamanda Allah'ın ayetlerinin yüklediği misyonu hakkıyla ifa etmeyi emretmektedir.

Uykuda iken insan hayatta olmadığından salatı ikame edemez yani sorumlu olamaz. Zira Kur'an der ki Allah nefisleri bir öldüğünde alır bir de uyuduğunda.

Yani ayet diyorki uyku dışındaki tüm zamanlarda Kur'an'ın aydınlığında ol.

Hud Suresi
112.Sen, emir aldığın üzere dosdoğru ol. Beraberindeki Rabbe yönelmişler de dosdoğru olsunlar. Sakın sınırları aşmayın. Elbet O, yaptıklarınızı görmektedir!
113.Sakın hak tanımazlara meyletmeyin, yoksa ateş size de dokunur! Allah’tan başka velileriniz olamaz. Sonra yardım göremezsiniz!
114.Gündüzün iki tarafında ve gecenin yakın zamanlarında yönelimi gereğince ifa eyle. Doğrusu gereğince yapılan ameller kötülükleri giderir. Bu, öğüt alacaklar için bir hatırlatmadır.
115.Sabırlı ol. Elbet Allah gereğince davrananların ecrini zayi etmez.
116.Sizden önceki ümmetlerden ilmi birikimi olanlar yeryüzünde bozgunculuktan sakındırıcı olmalı değiller miydi? Nedense ancak kurtardığımız bazılarıydı çöküntüye karşı uyarıcı olanlar. Hak tanımazlar yüzleştikleri nimetlerin ardına düştüler ve suçta ısrarcı oldular.
117.Yoksa Rabbin, düzeltici olma yolunda gayretli olan memleket halklarını zalimce helak edecek değildir.

Yönelimi gereğince ifa etmek
Yönelimi gereğince ifa ediniz ve uygunluğu sağlayınız. Gün bugündür sonrası çok geç...

Bir dinin kitabının mealini okuyan yani Kur'an'ı anladığı dilde okuyan gençlik eğer agnostik, deist ya da ateist oluyorsa dört ihtimal var.

1- Anlama niyetiyle okumuyorlar, gerçeğin peşinde değiller, zaten özlerinde olan inkarcılığı kitap üzerinden sergiliyorlar...

2- Gayet iyi niyetliler, anlama gayretindeler ama gerçekten yanlış anlıyorlar, kafalarına yatmıyor, anlama sorunları var vb...

3-Mealler Kur'an'ı tahrif etmişler, mesajı çarpıtmışlar, fıtratın kabul edemeyeceği hale çevirmişler, mezheplere meşreplere tarikatlara cemaatlere alet etmişler. Bu yüzden iyi niyetle ve samimiyetle anlama çabasında olan zihinler meallerdeki hurafeleri Allah'a atfetmek istemiyorlar...

4-Mealde de okurda da sorun yok sorun bizzat Kur'an'da. Çelişkilerle dolu ve fıtratla örtüşük değil. Yani Kur'an gerçekten de Allah'tan değil....
____________
Eğer sorun 2. ve 3. Madde ise çözüm var ve müslümanlara, alimlere düşen büyük bir sorumluluk var. Eğer bu sorumluluk üstlenilip ikametussalah ve itauzzekah yapılmazsa yani yönelimi gereğince ifa etme ve uygunluğu sağlama yoluna girilmezse bu gidişattan herkes ilmi ve gayreti ya da cehaleti ve ihmali oranında Allah katında sorumluluk altındadır. Bunun bir hesabı mutlaka bir gün olacak. Ama eğer sorun 2. ve 3. Madde değilse ne yaparsanız yapın gidişat katlanarak sürecek ve yapabileceğiniz hiçbirşey yoktur. Esasen öyleyse zaten birşey yapmanıza da gerek yok. Ama müslümanlara ve farkındalığı olanlara şunu belirtmem lazım ki dinin direği namaz kılıp kırkta bir vermek değil aksine dinin direği ikametussalah ve itauzzekah yani yönelimi gereğince ifa etmek ve uygunluğu sağlamak vakit çok geç olmadan bunu anlayın...

Güneşin tulukundan gecenin ğasakına
Güneşin tulukundan gecenin ğasakına kadar salatı ikame et
Dulukuşşems ifadesi güneşin batıya meyletmesi anlamına tahrif edilmiştir. Bazı lügatlerde ise güneşin batması anlamına kadar taşınabilmiştir. Oysa deleke fiili çitilemek keselemek ovalamak yoğurmak anlamında bir fiil olarak şems ile kullanıldığında güneşin adeta dünyayı yoğurnası misali etkisine alması ışıması anlamındadır. İsra 78. Ayette net olarak o müşriklerin engellemeleri sakın seni ayetlerimizden uzak düşürmesin, sakın yılmayasın ve güneşin ışımasından gecenin kararmasına kadar mutlaka tebliğine devam edesin ve tebliğine uyasın emri verilmektedir....

Kur'anel fecr İsra 78. ayet
Kur'anel fecr ne demek
Işıma vakti okuması demektir ki günün başlangıcında dinleyenlerin de olduğu bir ortamda yapmakta olduğun vahiy okumalarını sakın ihmal etme demektir. yani vahiylerin sunulduğu ve konu edinilip akledilldiği günün başlangıcı okumalarını önemse anlamındadır. Dulukuşşems de güneşin batıya kayması ya da batması değil ışıması yani dünyayı yoğurmaya başlaması demektir. Ayetteki ekımısselate lidlukişşems emri de sakın onların bu baskıları seni tebliğinden alıkoymasın yönelimi yani vazifeyi gereğince yani hakkıyla ifa et, çağrına ve çağrının gereğini hayata taşımaya devam et demektir...

Ayette Ekim esSelate ifadesindeki ekim hem esselat ifadesine hem de Kur'anel fecr ifadesine şamildir. Yani Ekim esSelate ve Ekim Kur'anel fecri demektir.

Kur'an salatı nasıl tanımlıyor
Seddeke SELLA / Kezzebe TEVELLA
Kur'an der ki (Kıyame 31-32)
Fela seddeke ve la SELLA
velakin
kezzebe ve TEVELLA

Yani SEDDEKE kezzebenin zıddıdır SELLA da tevella nın zıddıdır...

Tefil babında SELLA YUSALLİ fiilinin anlamı Kur'an tarafından net olarak verilmiştir. Yönelim üzere olmak yani gereği neyse sorumluluk ne ise vazife ne ise iyilik ne ise işte onu yani gereğini yapmak demektir. Kur'an bu anlamı verdikten sonra hangi allamenin lügatında ya da tefsirinde ne dediğinin ne önemi olabilir...

İkame ise üzerinde olunulan vazifeyi savsaklamadan geçiştirmeden üstünkörü olmaksızın yapmak yani gereğince ifa etmek demektir. Salatı ikame etmek ifadesinin Türkçe'de en doğru karşılığı yönelimi gereğince ifa etmektir. Bir başka ifade ile salatı ikame etmek misyonu hakkıyla icra etmek demektir.

Kur'an'da salatı ikame emri hep emir ve yasaklar bağlamında gelir ve ayık tüm zamanları kapsayacak şekilde bir genel emir olarak sürekli vurgulanır. Sabah akşam, güneşin ışımasından gecenin kararmasına kadar, günün iki tarafında ve gecenin yakın bölümlerinde diye hep ayık olunulan tüm zamanları kapsayacak şekilde ısrarla Kur'an vahyinin bir özü olarak sürekli emredilir.

Salatı ikame edin emri genellikle zekatı ita edin emri ile yanyana gelir ki yönelimi gereğince ifa edin ve uygunluğu sağlayın demektirir. Dinin özü olan vahiylerin aydınlığında makul olarak gereğince sorumlu davranmak ve hep uygunluğa ön ayak olmak emrinin anlamı doğru okunabilse ve Kur'an'da sürekli bu şekilde emredilmesinin nedeni farkedilebilse İslam aleminin hali nice verimli olurdu diye düşünen için mesele çok nettir...

Namaz Kur'an'ın kavramı değil
Namaz kılmak ifadesi ne Türkçe ne de Arapça
Kur'an Arapça ve Kur'an'daki ifade salatı ikame. Neden kelimeler Farsça üzerinden tahrif ediliyor. Biz farslı mıyız? Türkçesi varsa yazılsın yoksa salatı ikame denilsin. Doğru yaklaşım budur. İnsanlar kavramlar üzerinden düşünür. Kavramların başka bir dil üzerinden anlamsal boyutta daraltılarak ve indirgenerek kendi dilinize transfer edilmesi en büyük tahriftir. Kim ki Kur'an'daki salatı ikame ifadelerinin tamamı namaz kılmak anlamındadır der o büyük bir yalancıdır. İlla da namaz kılmak diye çevirecekseniz bari tüm salatı ikameleri namaz kılmak olarak çevirip de Allah'a iftira etmeyin. Her taşın kendi duvarında ne olduğu bellidir. Azıcık olsun iyi niyetli iseniz ve denileni anlama derdiniz varsa ayetlerin duvarına paragrafına bağlamına bakın birazcık da akledin. Zaten anlama derdi olan cümlelerde salatı ikameyi olduğu gibi salatı ikame olarak okursa salatı ikame ona ben salatı ikameyim biraz düşün beni anlarsın diyecektir...

Salatı ikame et zekatı ita et
Yönelimi gereğince ifa etmek ve uygunluğu sağlamak
Neyi dert edinmişsen neyi amaç edinmişsen neye hizmete adanmışsan neyi sağlamaya odaklanmışsan neyi sağlamaya yönelmişsen ne olmayı amaç edinmişsen işte yönelimin odur. Müslümanın yönelimi Kur'an'ın ruhudur misyonudur emridir yönelttiğidir sunumudur. Müslümanın bu yönelimi gereğince ifa etmesi emri Kur'an'da "ekımu essalah" ve "yukımune esSalah" olarak ifadesini bulur. Yani ikametussalah yönelimi gereğince ifa etmektir itauzZekah da kendinde olan uygun ve değerli her ne varsa onu vererek uygunluğa katkı sağlamaktır. Yani ikametussalah ve itauzzekah emri bir Kur'an imanlısı olarak kişi için Kur'an'ın aydınlığında adam olmaktır yani yönelimi gereğince ifa etmek ve uygunluğu sağlamaktır.

Ankebut Suresi
41.Allah’tan başka veliler edinenlerin durumu bir korunak edinmiş olan örümceğin durumuna benzer. Korunakların en zayıf olanı örümceğin korunağıdır. Keşke anlayabilselerdi!
42.Allah kendisinden başka hangi şeye çağırdıklarını elbet bilmektedir. Her şeye güç yetiren O’dur, en doğru kararı veren O’dur.
43.Tüm bu örnekleri insanlar için idrake sunuyoruz. Anlayacak olanlardan başkaları bunlar üzere akıl etmez.
44.Allah gökleri ve yeri gerçeği ortaya koymak üzere yaratmıştır. Elbet bunda inanacaklar için bir delil vardır.
45.Sana kitaptan vahiy buyurulanı oku ve yönelimi gereğince ifa eyle. Doğrusu yönelim her türlü iğrençlikten fenalıktan geri tutar. Allah’ın sunumu en üst değerdir. Allah yapıp ettiklerinizi bilmektedir.

Salatı ikame ve zekatı ita etmek
İkametussalah ve itauzzekah
İkamussalah yönelimi gereğince ifa etmektir yani vahyin inşa ettiği bir zihinle hayata çıkmak, vahyin ortaya koyduğu ilkeleri hayata taşımak ve vahyin istikametinde hakka yönelim üzere olmaktır...

İtauzzekah uygunluğu sağlamaktır yani sende artı değer her ne varsa bu ilim olabilir, ürün olabilir, güç olabilir, kuvvet olabilir, para olabilir artık her ne varsa sende artı değer işte onu toplumla paylaşmak ve hayata katkı sağlamaktır...

Hayat yönelimi gereğince ifa etmek ve uygunluğu sağlamak konusunda bir imtihandır. Onun için Kur'an hep ekımussalah ve atuzzekah yani yönelimi gereğince ifa ediniz ve uygunluğu sağlayınız diye tekrar tekrar emir buyurur…

esSalat ve ikame esSalat
Salat ve ikametussalah-salatı ikame
Salat yönelimdir. İkamussalah ve itauzzekah yönelimi gereğince ifa etmek ve uygunluğu sağlamaktır. Rabbe yöneliş anlamına gelen duadan tefekküre ve toplumsal paylaşıma kadar maddi manevi şekilsel düşünsel duygusal boyutu olan her eylem salattır. Salatı ikame ise yönelimi gereğince ifa etmektir yani Rabbin istediği gibi bir kul olma yolunda olma ve vahyin yüklediği misyonu üstlenmektir...

Allah'ın nebiye salatı onu gözetmesi, onu daha bir önemsemesi, ona rahmetiyle lütfuyla ikram etmesi, ona vahiy buyurması onu aydınlatmasıdır. Yani Rabbin nebiye salatı nebiye olan yönelimidir.

Meleklerin nebiye salatı Allah'ın nebisine olan ikramı ikliminde Allah'ın kendilerine yüklediği misyonu harfiyen yerine getirmeleridir. Yani meleklerin nebiye salatı nebiye olan yönelimleridir.

Allah’ın insanlığa ve özelde müminlere salatı onlara nimetleridir ikramıdır lütfudur rahmetidir. Peygamber göndermesi kitap göndermesi akıl irade vermesi vahyi ile akıllarına ışık tutmasıdır. Onları hemen cezalandırmaması nice fırsatlar sunması affedici olmasıdır. Yani Allah'ın kullara salatı kullara olan yönelimidir.

Peygamberin insanlara ve özelde müminlere salatı vahiyden cimrilik yapmaması, bir beklentiye girmemesi minnet altında koymaması, hoş görülü ve affedici olması iletişimi kesmemesi onlara Allah'ın lütfundan ışık tutmasıdır. Yani peygamberin insanlara salatı onlara olan yönelimidir.

İnsanların peygambere salatı onu gözetmeleri ona sahip çıkmaları destek olmaları, tebliğine tutunmaları, Allah elçisi olduğundan gerekirse onun misyonu etrafında canlarını bile verebilmeleridir. Yani insanların peygambere salatı ona olan yönelimleridir...

İkamussalah ve itauzzekah yönelimi gereğince ifa etmek ve uygunluğu sağlamaktır. Yani vahyin ışığında hak yolda gereğince davranmak ve kendinde artı değer olarak bulunan maddi manevi ne varsa onu toplumla paylaşıp uygunluğu sağlamaktır....

Salat kötülükten geri tutar
Şüphe yok ki Allah’ın ayetleri üzere olmak insanı fehşa ve münkerden geri tutar...
"Şüphe yok ki salat insanı her türlü aşırılıktan ve kötülükten geri tutar" ayetinde salat yönelim anlamındadır namaz anlamında değildir. Zaten namaz anlamında olsa idi ayetin ifade ettiği durum gerçekle bağdaşık olamadığından mesajla gerçek çelişik olurdu ki Nisa 82. Ayetin de vurguladığı üzere Kur'an'da çelişki varsa Kur'an Allah'tan olamaz. Namazın insanı her türlü aşırılıktan ve kötülükten geri tutup tutmadığını anlamak zor değildir. Namaz kılan insanlara bakarak bu tespit edilebilir.

Namaz bir şekil olarak Rabbe dua ve teslimiyet sergileme ifadesi bir eylemdir. Oysa Salat Allah'ın ayetleri üzere olmak demektir, yönelim anlamındadır. Şüphesiz ki Allah’ın ayetleri üzere olmak yani yönelim her türlü fehşa ve münkerden insanı geri tutar. Ayetin dediği budur. Zira Allah'ın ayetleri üzere olmak demek Allah'ın ayetleri neyi öğütlüyorsa onu yapıyor olmak demektir. Esasen ayetteki salatın namaz anlamında olmadığı namazın ayetin bahsettiği hususu reel olarak sağlayıp sağlamadığından net olarak anlaşılabilir. Hiç şüphe yok ki yönelim yani Allah'ın ayetleri üzere olmak insanı fehşa ve münkerden geri tutar. Zira Allah'ın ayetleri fehşa ve münkerden sakındırır ve ayetler üzere olmak demek ayetlerin gereğince davranmak demektir...

Hocaların namaz ittifakı
Kur'ancı hocalarla sünnetçi hocaların ittifakı:
Kur'an'da namazın şekilsel olarak bir tanımı tarifi öğretimi yoktur...
Sünnetci hocalar şunu der: Sünnet (hadisler) olmasa namazı bile kılamazsınız. Hadisler olmazsa dinin yüzde doksanı yok olur...

Kur'ancı hocalar şunu der: ekım esSSLAH el takılı olduğu için "o namazı" kıl demektir. O namaz İbrahim peygamberden beri bilinen namazdır. Kur'an o bilinen namazı emrettiğinden öğretmemiştir. Zira din Hz Muhammed'le başlamaz. Namaz eskiden beri var. Yahudi ve hristiyanlar bile kılıyor...

Sonuç iki tarafta ittifak halinde: Kur'an'da namazın kılınışının öğretilmesi yoktur...

Ben namaz konusunda bu iki gruptan birine uyacak olsa idim kadim geleneğe atıf yapanlara değil hadis geleneğe atıf yapanlara uyardım. Yahudi ve hristiyanlardan namaz kılmayı öğrenen peygamber yerine Kur'an'dan aldığı ilhamla namazı öğreten bir peygambere uymayı yeğlerim. Eğer dinin uygulaması yahudi ve hristiyanlardan öğrenilecek olsa idi zaten peygamberin gelmesi mantıksız olurdu. Ayrıca peygamberimiz namazı yahudi ve htistiyanlardan öğrendiyse yine değişen birşey olmaz biz neticede yine hadis gelenekten öğrenmek durumunda kalırız.

Zaten kimse namazı Kur'an'dan öğrenmedi. Herkes annebabasından ve bu atalar geleneğine göre kılınan şekli ayet ve hadislerle delillendirmeye çalışan namaz hocası kitaplarından öğreniyor...

Eğer namaz diye atalardan edindiğimiz bir uygulama şekli olmasa idi hiç kimse Kur'an'dan namaz diye bir ibadet okuyamayacak salat kelimesinin hiçbir formuna namaz anlamı verilmeyecekti...

Zekatı vermek ne demek
Zekatı vermek ne demektir
Zekat niteliği ifade eder. Uygun olan şey uygunluğu sağlayan şey demektir. Zekatı verirler demek uygun olanı ve uygunluğu sağlayanı verirler demektir. Kişide vermeye uygun her ne varsa, karşı taraf için uygunluğu sağlayacak her ne varsa ki bu ilim olabilir yardım olabilir eşya olabilir yiyecek içecek giyecek türü bir şeyler olabilir para olabilir, bunları verirken ihtiyacın dışında kalan vermeye uygun şeyleri ve alıcı açısından uygunluğu sağlayıcı şeyleri paylaşmaya zekatı vermek denir. Zekatı vermek verilen şeyin uygun olması ve uygunluğu sağlayıcı olmasını ifade eder.

Tevbe 60. Ayetin geleneksel anlamda sıralanan bireyin zekat vermesi ve zekat verilecek yerlerle alakası yoktur. İlgili ayet tamamen devletin gelirleri dağıtması ve yatırım yapması ile ilgili alanları ifade eder.

Tevbe 53.De ki: İster gönüllü sunumlarda bulunun isterse gönülsüz. Neticede yaptıklarınız asla kabul görmeyecek. Doğrusu siz kesinlikle yalpalayan kimselersiniz. 54.Yaptıkları sunumların onlardan kabul görmemesinin mutlak sebebi Allah’a ve resulüne inkârcı kesilmeleri, tembelce davranmaktan öte yönelimde bulunmaya yanaşmamaları ve istemeyerek sunumlarda bulunmaları olmuştur. 55.Onların malları ve çocukları sakın sende hayranlık uyandırmasın. Allah dünya hayatında bu varlıklarıyla onlara sıkıntıyı yaşatma ve inkârcılar olarak canlarının iyice sıkıntıyı uğraması yönünde irade ortaya koymaktadır. 56.Sizden olduklarına dair Allah’a yemin ederler. Sizden değillerdir fakat korkuya kapılmış durumdadırlar. 57.Sığınılabilecek bir yer, herhangi bir mağara ya da sokulabilecekleri bir mekân bulsalar elbet sırtlarını dönecekler ve oraya kaçacaklar. 58.Sadakaların paylaşımı noktasında aralarında sana dil uzatanlar bulunmaktadır. Eğer bu paylardan kendilerine de verilirse rıza gösterirler ama onlara verilmezse o zaman öfkelenirler. 59.Onlar Allah’ın ve resulünün verdiğine razı olsalardı ya! “Allah bize yeter. Allah bize lütfundan verecektir, resulü de öyle.” deselerdi ya! “Biz Allah’ın rızasını gözetiriz” deselerdi ya! 60.Sadakalar[27] Allah tarafından belirlenmiş bir sorumluluk olarak ancak fakirler, gereksinimi olanlar,[28] sadaka memurları,[29] gönülleri İslam’a meyilli olanlar,[30] esaret altında kalanlar,[31] borç yükü altında ezilenler,[32] Allah yolunda uğraşanlar[33] ve yolculukta bulunanlar[34] için harcanır. Allah bilendir, en doğru kararı verendir. 61.Onlardan bazıları “sanki bir kulak gibi her şeyi duyuyor” diyerek nebiyi incitiyorlar.[35] De ki: İyiliğinize kulak oluyor, Allah’a inanıyor, müminlere güveniyor. Sizin inançlı olanlarınıza rahmet oluyor. Allah’ın resulünü incitenler için acıklı bir azap olacaktır.[36]
_________________
[27] Bu ayetin öncesindeki ayetler dikkate alınır ve ayet konu bütünlüğü, kitap bütünlüğü üzere algılanmaya çalışılırsa burada devletin gelirlerinin paylaştırılma esaslarından bahsedildiği görülecektir. Bu bağlamda devletin sadaka vergilerini ve diğer gelirleri nereye harcaması gerektiğinin hükme bağlandığı yoksa geleneksel anlamıyla bir birey olarak zekât dediğimiz kırkta biri nereye vereceğimiz ile ilgili bir ayet olmadığı açıkça ortadadır. Tabi ki bizler birey olarak Bakara 219 ve 267. Ayetlerin hükmünü uygularken Bakara 215. Ayette sıralanan kimseleri öncelememiz gerekmektedir.

[28] Lâfzen miskinler: Yani devlet sadaka gelirleri ile işsizlere iş imkânları sağlamalıdır, iş kurmalıdır. Fakirlere iş bulmalarına kadar eğer çalışabilecek durumda değillerse her durumda devlet desteği sağlanmalıdır.

[29] Devlet, memurlarının geçimini sağlamalı onlara bu iş karşılığında maaş vermelidir.

[30] Saldırgan davranmayan, barıştan yana olan ama Müslüman olmayan vatandaşları da devlet dikkate almak onlara da durumlarına göre bu ayette sıralanan durumlar çerçevesinde destek olunmalıdır. Yoksa bu ayet zengin olan, ihtiyacı olmayan gayri Müslimleri Müslüman yapmak için verilecek bir miktardan söz ediyor değildir.

[31] Devlet esir olanların, hürriyetini kaybetmiş olanların hürleştirilmesi için harcama yapmalıdır.

[32] Fakir olmamakla beraber borç yükü altına girdiği için işçilerine işten çıkarmak durumunda kalacaklara devlet bu sıkıntılı dönemi aşması açısından destek olmalıdır. Gerçekten fakir durumundaki borçlular ise zaten bu ayetin fakirler sınıfının kapsamındadır.

[33] Devlet toplumun menfaati için askerî olsun sağlık olsun eğitim olsun her alanda yatırım yapmalıdır.

[34] Devlet sağlıklı ulaşım alt yapısı hazırlamalı, yolculuğu kolaylaştıracak yatırımlar yapmalı, yollar yapmalı, yolcular için konaklama imkânları sağlamalıdır.

[35] Nebi vahiy alma makamını resul vahyi tebliğ makamını ifade eder. Bu bakımdan buradaki eleştiri bizzat vahiyle ilgilidir. Tüm söylemlerinin vahiyle deşifre edilmesinden şaşkın düşüyorlar.

[36] Bu ayet 41. Ayette itibaren okunduğunda ve konu bütünlüğü dikkate alındığında görülecektir ki burada kalpleri hastalıklı olan ve savaştan geri duranlarla ilgili verilen haberler karşısında “Adeta kulak gibi her sözü dinliyor” suçlamasında bulunulmakta vahyin her konuda bilgi sunması eleştirilmektedir. Bundan dolayı devamında “O sizin için hayra kulak oluyor” denerek vahyin niteliğine vurgu yapılmaktadır.

İsra 78 namazı mı emrediyor
İsra 78'de ikametussalah namaz değildir
Eğer İsra 78. Ayette Salatı ikame etmek namaz kılmaksa o zaman hiç durmadan, bırakmadan belirtilen zaman aralığında devamla namaz kılmak gerekecektir. Zira dil diye birşey var. Şu zamandan şu zamana kadar şunu yapacaksın deniyorsa şu saatten şu saate kadar mesaide olacaksın deniyorsa o sürecin tamamı o iş ve uğraşla geçmek zorundadır.

Güneşin kaymasından gecenin kararmasına kadar namazı güzel kıl, bir de kıraetiyle mümtaz olan sabah namazını, zira sabah Kur´anı hakıkaten meşhuddur (şühuda mazhardır) (İsrâ 17:78, Elmalılı H. Yazır (Orjinal))

Ayrıca İsra 78. Ayette hitap ümmete değil peygamberimizedir ve ayeti namaz diye okursak Allah adeta şunu demiş olur: Resulüm neredeyse seni ayetlerimizden uzaklaştıracaklar neredeyse korkutup kaçıracaklar (ama sen boş ver) git namaz kıl.

Böyle bir okuma ezberlerle kilitlenmiş zihinlerin hüsranıdır.
İsra 78 aslında resulullah'a yılmamasını, korkmamasını ve ayetlere uymada, ayetler üzere olmada devamlı olmasını ve güneşin ışımasından gecenin kararmasına kadar risalet misyonunu gereğince icra etmesini emrediyor.
17.73.Sana vahiy buyurduğumuzdan neredeyse seni bile uzak düşürecekler. Bize başka bir şeyi iftira etmiş olursun da o zaman seni dost edinirler.
17.74.Eğer sana sebat vermemiş olsaydık neredeyse onlara az bir şekilde meyledecektin.
17.75.O durumda hayatın ve ölümün ağırlığını sana kat kat tattırırdık. Yanı sıra bize karşı sana yardımcı olabilecek kimse bulamazdın.
17.76.Neredeyse yurdundan çıkarmaları üzere seni tedirgin edip kaçıracaklar. O durumda onlar da senden sonra o topraklarda pek az kalabilirler.
17.77.Senden önce gönderdiğimiz resullerimizde süregelen kanun böyle işlemiştir. Süregelen kanunumuzda bir değişiklik bulamazsın.
17.78.Güneşin ışımasından gecenin kararmasına kadar yönelimi gereğince ifa et ve gün başlangıcı okumasını da. Zira gün başlangıcı okuması tanıklar önünde olmaktadır.
17.79.Geceden de kendine özel ek olarak onunla uyanıklık edin. Rabbinin seni değer verilen bir konuma ulaştırması umulur.
17.80.De ki: Rabbim! Girdiğim yere doğrulukla girmemi ayrıldığım yerden doğrulukla ayrılmamı sağla. Bana katından yardımcı bir salahiyet nasip et.
17.81.De ki: hak geldi batıl yok olup gitti. Zira batıl yok olmaya mahkûmdur.
17.82.Kuran olarak indirdiğimiz inanır kimseler için bir şifadır ve rahmettir. Hak tanımazların ise ancak ziyanını artırır.

Kur'an lisanında salat
Kur’an salatı ne anlamda kullanır
Kur'an salat etme (sella yusalli ve musalli) fiilini ayetleri dikkate alma, ayetlerin aydınlığına yönelimde olma, ayetlerin aydınlığıyla yönelimde olma ve ayetlerin aydınlığında yol alma anlamında kullanır. Kur'an, kelimenin anlamını fela saddaka vela SELLA velakin kezzebe ve TEVELLA ayetinde net ortaya koyar ve salat etme fiilinin anlamının tevella etmenin tam zıddı olduğunu ifade eder.

Salatı İkame etmenin anlamı tahrif edilmiştir
Anlamı tahrif edilmiş ayetlerden bir örnek.
Nasıl çevrildiğine farklı meallerden bakınız.

Mesela diyanet meali şöyledir:
(Ey Muhammed!) Kitaptan sana vahyolunanı oku, namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz, insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkor. Allah’ı anmak (olan namaz) elbette en büyük ibadettir. Allah, yaptıklarınızı biliyor. (Ankebût 29:45, Diyanet İşleri)

Gelelim ayeti kendi bağlamında ve aklederek okumaya
(Ankebût 29:45)

اُتْلُ مَٓا اُو۫حِيَ اِلَيْكَ مِنَ الْكِتَابِ وَاَقِمِ الصَّلٰوةَۜ اِنَّ الصَّلٰوةَ تَنْهٰى عَنِ الْفَحْشَٓاءِ وَالْمُنْكَرِۜ وَلَذِكْرُ اللّٰهِ اَكْبَرُۜ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ مَا تَصْنَعُونَ
45.Sana kitaptan vahiy buyrulanı oku ve salatı ikame et. Doğrusu salat her türlü fahşadan ve münkerden geri tutar. Allah’ın ZİKRİ en üst mertebedir. Allah yapıp ettiklerinizi bilir.

YANİ Ayet diyor ki
Sana vahyolunan Kur'an'ı oku ve içeriğinde verilen mesajların gereğine hakkıyla uy. Kur'an'ın öğretilerine hakkıyla uymak her tür aşırılıktan ve kötülükten geri tutar. Allah'ın mesajı ve öğüdü olan öğretisi en üst mertebedir en üst değerdir. Allah yapıp ettiklerinizi bilir.
Ayette denilen şey namaz olsaydı kitabın içeriğinin namazdan ibaret olması ya da Kur'an'ın namaz hocası mahiyetinde bir kitap olması gerekirdi. Kitabı okumak Kitabın tüm içeriği ile aydın olmayı ve tüm içeriğini hayata hakkıyla taşımayı gerektirir. Kitabın öğretisi namazdan ibaret değil ki kitabı okumak namaz kılmayı gerektirmekten ibaret olsun. Ayrıca bu çeviri doğru olsaydı yani ayet namaz hertür kötülükten ve hayasızlıktan geri tutar diyor olsaydı namaz kılan herkesi namazın tertemiz kılıyor, hertür kötülükten ve haksızlıktan geri tutuyor olması gerekirdi. İşin doğrusu Kur'an'ın içeriğine hakkıyla uymak, Kur'an'ın öğretisiyle aydın olmak, Kur'an'ın öğretisiyle bilinçli duyarlı yol almak gerçekten de kişiyi hertür kötülükten ve hayasızlıktan geri tutar.
________________________
Anlamı tahrif edilmiş ayetlerden bir başka örnek. Nasıl çevrildiğine farklı meallerden bakınız.

Mesela diyanet meali şöyledir:
Onlar şöyle derler: “Biz namaz kılanlardan değildik.” (Müddessir 74:43, Diyanet İşleri)

Gelelim ayeti kendi bağlamında aklederek okumaya
(Müddessir 74:43)

قَالُوا لَمْ نَكُ مِنَ الْمُصَلّ۪ينَۙ
Derler ki: Biz salat edenlerden değildik.

YANİ Ayet diyor ki
42.Sizi Sekar’a sürükleyen nedir?
43.Şunu derler:
Biz salat edenlerden değildik

Yani biz
ayetlere kulak verenlerden değildik,
ayetleri dikkate alanlardan değildik,
ayetlerden ders alanlardan değildik,
ayetleri akıl edenlerden değildik,
ayetler üzere yol alanlardan değildik,
resulün Allah'a çağrısı olan tebliği Kur'an'a duyarlı olanlardan değildik.
ayetlerin öğretisine uyanlardan değildik

Ve neticede
44.İhtiyacı olanı doyurmazdık.
45.Sürüklenenlerle sürüklenirdik.
46.Din gününü yalanlardık.
47.Sonunda kesin olan bize de ulaştı.
48.Artık şefaatçilerin şefaatleri onlara fayda etmez!

SALAT ETMENİN ANLAMINI BİZE KUR'AN HEM BU BAĞLAMDA HEM DE KIYAME 31-32 BAĞLAMINDA VERİYOR

Kıyame suresinde şöyle diyor.
Fela seddaka ve la SELLA
velakin kezzebe ve TEVELLA
فَلَا صَدَّقَ وَلَا صَلّٰىۙ
وَلٰـكِنْ كَذَّبَ وَتَوَلّٰىۙ
Ama ne yazık ki anlamı tahrif edilen ayetlerden biri de Kıyame 31-32 ayetler Mesela diyanet ayetin bağlamını hiç ama hiç dikkate almayarak bakın nasıl çevirmiş
O, (Peygamberi) doğrulamamış, namaz da kılmamıştı. (Kıyâme 75:31, Diyanet İşleri)
Oysa net olarak Kıyame Suresi salat etmek tevella etmenin zıddıdır diyor. Tıpkı saddaka fiilinin kezzebe fiilinin zıddı olması gibi. Kur'an'ın tevella fiilini ne anlamda kullandığı Kur'an'da nettir. Tüm tevella geçen ayetleri meallerden araştırırsanız göreceksiniz ki tevella Kur'an'ın tebliğine kulak tıkamaktır, ayetleri dikkate almamaktır, ayetler üzere yol almamaktır, ayetlerle zıtlaşmaktır.

Yani birilerinin iddia ettiği gibi cennete namaz kılmakla girilmiyor. Cennete Allah'ın vahyi resulün tebliği Kur'an'ın aydınlığında olmakla, Kur'an'ın öğretisine hakkıyla uymakla giriliyor. Gaflet ve ezberlerle değil, akıl etmekle, iyi niyetli uygun iradeli olmakla giriliyor. Zira Kur'an'ın öğretisine uymakla iyi bir insan olunuyor iyi bir ömür yaşanıyor, Kur'an'ın öğretisine uymakla aydın olunuyor ve onun bunun söylentisiyle karanlığa düşülmüyor, huzuru ilahide Allah'tan başka bir şefaatçi umma gafletine düşülmüyor, Allah'tan başka bir evliya edinilmiyor.

Araf 3 Rabbinizden size indirilene uyun. Onun berisinde evliya diye birilerine uymayın. Az olsun düşünmüyorsunuz!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Salat ve Salatı ikame Etmek

Salat Konusunda Yıllara Dayanan Süreçte Oluşan Yazılar 1.Yazı Peygambere salat etmek salavat getirmek midir? Peygambere salat etmek demek ge...